18 Mayıs 2018 Cuma

Teravih namazı


Rabbimizin rahmetinin ve mağfiretinin hepimizi kuşattığı Ramazan ayının en önemli ibadetlerinden biriside hiç şüphesiz “Teravih namazı” dır. Teravih namazı toplumumuzda adeta Ramazan ayı ve oruç ile özdeşleştirilmiş bir ibadettir. Aslında bu namaz Allah Resulune farz olan ve ümmetine de sünnet olan gece namazıdır. Rabbimizin ayetlerinde bizi kılmaya teşvik ettiği ve bu namazı eda edene çok özel mükafatlar vadettiği, onları övdüğü gece namazı.


   Normal zamanlarda gece namazını kılma hususunda gevşeklik gösterenler Ramazan ayını daha bereketli bir şekilde geçirebilmek için aslında her zaman kılabileceğimiz bu namaza daha bir özen göstermişler ve bu davranış bu namazın adeta Ramazana özel bir ibadetmiş gibi algılanmasına sebep olmuştur. Ramazanda gece namazına daha bir özen gösterilmesinin sebebide hiç şüphesiz Allah Resulunden gelen şu sahih hadis olmuştur kardeşlerim:

“Kim Ramazan'da inanarak ve sevabını Allah'tan bekleyerek, O'nun rızasını kazanmak için kıyam ederse (teravih kılarsa), geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhari, Müslim)

Teravih, rahatlamak, dinlendirmek manâsına gelen "terviha" kelimesinin çoğuludur.

   Teravih namazı aslında dinlenerek ve rahat rahat kılınarak eda edilmesi gereken bir ibadettir. Fakat malesef günümüzde en hızlı hangi camideki hocanın kıldırdığı araştırılıp insanlar o camiyi tercih eder olmuşlardır.



   Günümüzde yozlaştırılmış ve ruhu sökülüp alınmış ibadetlerin biride Teravih namazıdır. Sanki hızlı namaz kılma musabakası düzenlenmiş gibi Teravih namazları eda edilmekte ve bittiğinde de herkes içinden derin bir ohh çekmektedir. Halbuki bu şekilde bir Teravihi bize ne Allah subhanehu ve Teala ne de Resulu sallallahu aleyhi ve sellem emretmemektedir. Zaten dinimiz bize asla kaldıramayacağımız ve zorlanacağımız birşey emretmez. Bakın Ebû Hureyre radıyallahu anh Allah Resulu sallallahu aleyhi ve sellemden şöyle diyor:

"Rasulullah Ramazan gecelerini ihya etmeğe teşvik eder, fakat kesin olarak emretmezdi. Ve şöyle buyururdu: 'Her kim inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek Ramazan’ı ihya ederse geçmiş günahları bağışlanır." (Buhari, Müslim)

"... Ancak kesin olarak emretmezdi" ifadesinde Ramazan gecelerinde teravih namazı kılmanın farz olmadığı açıkça belirtilmektedir. Bu konuda İmam Nevevî diyor ki:



"Hadisin bu kısmının manası şudur: Ramazan gecelerini ihya etmeyi onlara vacip kılmadı ve kesin bir şekilde emretmedi, fakat mendup ve teşvik olarak emretti". Nevevî sonra da şunu ilâve ediyor: "Ramazan gecelerini ihya etmenin vacip değil mendup olduğu hususunda islâm ümmeti görüş birliğine varmıştır."

"Her kim Ramazan gecelerini ihya ederse" ifadesinin mânâsı "namaz kılarak ihya ederse" şeklinde anlaşılmalıdır. Bu da gece namazı denebilecek mutlak namazla gerçekleşmiş olur. Bütün geceyi namazla geçirmek şart değildir. Nevevî, "Ramazan'ı ihya etmek teravih namazı kılmakla hasıl olur" diyor.



   Toplumumuzda ise teravih namazı adeta farz gibi algılanmakta ve oruç tutan herkesin mutlaka teravihde kılması gerektiği, hatta kılınmazsa orucunun eksik olacağı gibi bir düşünce yayılmaktadır. Normal zamanlarda beş vakit namazı dahi kılmayan insanlar Ramazanda teravih kılmakta ve bayramla birlikte hepsine bir dahaki Ramazanda tekrarlamak üzere veda etmekteler. Ramazan gecelerini en güzel biçimde değerlendirmek mutlaka teşvik edilen ve özendirilen bir davranıştır fakat tüm bu gayretlerin Ramazan ayıyla sınırlı kalması ve bayramla birlikte terkedilmesi müslümana yakışmayan bir davranıştır. Halbuki Ramazan ayı geçirdiğimiz senenin bir sağlaması şekline dönüşmelidir.  Allah Resulu sallallahu aleyhi ve sellem hakkını vererek geçirilen Ramazanın bir dahaki Ramazana kadar işlediğimiz günahlara keffaret olacağını bize haber vermektedir.



"Büyük günahlardan kaçınıldığı sürece, beş vakit namaz ile iki cuma ve iki ramazan, aralarında geçen günahlara keffaret olur." (Müslim, Tahâret 16. Ayrıca bk. Müslim, Tahâret 14, 15)

   Kardeşlerim, Allah Resulu sallallahu aleyhi ve sellem Ramazan gecelerini en güzel şekilde değerlendirmeye teşvik ettiği gibi, kendiside bu geceleri en güzel şekilde değerlendirmiş ve bu konuda da bize örnek olmuştur. Hatta kendisini namaz kılarken görüp arkasında onunla birlikte namaz kılan ashabıyla birlikte teravih namazını cemaatle kılmış sahabenin bu ibadete gösterdikleri gayretten dolayı ümmete farz olur endişesi ile daha sonraları kendi evinde devam etmiştir. Allah Resulu vefat edip vahiy kesilince farz olma ihtimali ortadan kalktığı için Ömer radıyallahu anh Allah Resulunun bu sünnetini tekrar hayata geçirmiş ve o günden bu yana teravih namazı genellikle cemaatle kılına gelmiştir.

   Toplumumuzda bazı bid’at ehli insanların Ömer radıyallahu anhın bu davranışını örnek göstererek kendi bid’atlerini meşrulaştırma çabası içinde olduklarını görüyoruz. Halbuki Ömer radıyallahu anh yeni birşey ortaya çıkarmamış, zaten olan ve belli sebepden dolayı o süre içinde yapılmayan birşeyi tekrar yapılmasını sağlamıştır.



   Değerli kardeşlerim, teravih namazı ile ilgili yapılan yanlışların belkide en önemlisi rekatları hakkındadır. Allah Resulünün kıldırdığı teravih namazına baktığımızda teravih namazının yirmi rekat değil 8 rekat olduğunu görmekteyiz. Allah Resulu sallallahu aleyhi ve sellem ne Ramazanda ne de Ramazandan sonra hiçbir zaman vitirle birlikte 11 rekattan fazla gece namazı kılmamıştır. Teravih namazının yirmi rekat kılınmasının dayanağı zayıf hadis ve yanlış anlaşılan bir durumdur.  



Aişe radıyallahu anha Allah Resulunun namazını anlatan bir rivayette şöyle buyurmuştur:



"Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, ne Ramazan gecelerinde, ne de başka gecelerde, (sabah namazı hariç) on bir rekâttan fazla namaz kılmazdı. Önce dört rekât namaz kılardı ki, o rekâtları ne kadar güzel ve uzun kıldığından hiç sorma! Sonra dört rekâtkılardı ki, o rekâtları ne kadar güzel ve uzun kıldığından hiç sorma! Sonra üç rekât kılardı." (Buhari, Müslim)



Şeyh Ubeydullah el-Mubârekfûrî bu konuda şöyle diyor: “Bilinmelidir ki, teravih, kıyam-ı Ramazan, gece namazı ve Ramazan'da Teheccüt namazı bir tek şeyin anlatımıdır ve bir tek namazın adıdır. Ramazan'da teheccüt teravih namazından başka bir şey değildir. Çünkü Ramazan gecelerinde Rasûlullah'ın, biri teravih diğeri teheccüt olmak üzere iki çeşit namaz kıldığına dair sahih veya zayıf hiç bir rivayet sabit olmamıştır. Ramazan dışındaki teheccüt, ramazanda teravihtir.”



Bedreddin el-Aynî de bu konuda kesin bir şekilde şunu söylüyor: “Aişe radıyallahu anha'nın, "Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Ramazan'ın son on gününe ulaşınca diğer zamanlarda görülmeyen bir ibadet gayreti içerisine girerdi" şeklindeki ifadesinde anlatılmak istenen şey, namaz rekâtlarında bir artırma olmayıp, O'nun son on gündeki namazların rukûlarını, secdelerini, kıyam ve ka'desini uzun yapmasıdır.”

Kardeşlerim görüldüğü gibi aslında Ramazan gecelerini ihya etmedeki ölçü nicelik değil niteliktir. Ama günümüzde malesef biz sayılara daha çok önem verir olduk. Bu konuyu bir sonraki yazıda delilleri ile açıklıyalım inşaAllah..  Şimdilik Allah’a emanet olun kardeşlerim. Dualarınızda kardeşlerinizide unutmamanız dileği ile...



RAMAZAN GECELERİNİ NAMAZ KILARAK GEÇİRMENİN FAZİLETİ



Ebu Hureyre'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir:



"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- insanları, -farz olduğunu emretmeksizin-

Ramazan gecelerini namaz kılarak geçirmeye teşvik eder ve şöyle derdi:

'Kim, vâdettiği sevâba inanarak ve sevâbını Allah'tan umarak Ramazan gecelerini

namaz kılarak geçirirse, geçmiş (küçük) günahları bağışlanır.'

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- vefât edinceye kadar durum bu şekilde

devam etti (insanlar, Terâvih namazını cemaatle kılmayı bırakıp tek başına evinde kılmaya

devam ettiler). Sonra Ebubekir'in hilâfeti ile Ömer'in hilâfetinin başına kadar durum bu

şekilde devam etti. (Sonra Ömer -Allah ondan râzı olsun-, insanları Ubeyy b. Ka'b'ın

kıraati üzere birleştirip onun arkasında Terâvih namazını cemaatle kılmaya başlamıştır.)" (Müslim)


Amr b. Murra el-Cuhenî'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, o

şöyle demiştir:



"Kudâa kabilesinden bir adam, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek:



Ey Allah'ın elçisi! Ben, Allah'tan başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilâhın

olmadığına ve senin Allah'ın elçisi olduğuna şâhitlik edersem, beş vakit namazları

kılarsam, bu ayı (Ramazan'ı) oruç tutarsam, Ramazan gecelerini namaz kılarak geçirirsem

ve zekâtı verirsem, buna ne dersin? diye sordu.

Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:

Bu hal üzere ölen kimse, (kıyâmet günü) sıddıklar ve şehitlerden olur." (Sahih-i İbn-i Hüzeyme, hadis no:2212. Elbânî; "Sahihi't-Terğîb ve't-Terhîb", hadis no:749'da hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.)


KADİR GECESİ VE BU GECENİN TAYİNİ



Ramazan gecelerinin en fazîletlisi; Kadir gecesidir.

Nitekim Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:



"Kim, vâdettiği sevâba inanarak ve sevâbını Allah'tan umarak Kadir gecesini namaz

kılarak geçirirse, geçmiş (küçük) günahları bağışlanır." (Buhari)




Kadir gecesi, en tercihli görüşe göre Ramazan'ın yirmi yedinci gecesidir ve hadislerin

çoğu da böyle olduğunu göstermektedir.



Bunlardan birisi, Zirr b. Hubeyş'in rivâyet ettiği şu hadistir:



Zirr b. Hubeyş demiştir ki:



"Ben, Ubeyy b. Ka'b'in şöyle dediğini işittim:

Ubeyy'e:

Abdullah b. Mes'ud: 'Kim yılın gecelerini namaz kılarak geçirir de Kadir gecesine

isâbet ederse,... denilince, bunun üzerine Ubeyy b. Ka'b şöyle demiştir:

Kendisinden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah olmayan Allah'a yemîn olsun

ki, o gece Ramazan ayındadır.

(Ubeyy b. Ka'b ) istisnâ kıldığı şeye yemîn ediyordu.

(Sonra dedi ki):

Allah'a yemîn olsun ki, o gecenin hangi gece olduğunu da çok iyi biliyorum. O

gece, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bize, namaz kılarak geçirmemizi emrettiği,

yirmi yedinci günün sabahının gecesidir.O gecenin alâmeti; gündüzünün sabahında

güneşin şuâsız, bembeyaz doğmasıdır." (Müslim) Bu hadis, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den merfû olarak rivâyet edilmiştir.



RAMAZAN GECELERİNDE NAMAZI CEMAATLE KILMANIN MEŞRU OLUŞU



Ramazan gecelerinde namazı cemaatle kılmak meşrû kılınmıştır.Hatta cemaatle

kılmak, tek başına kılmaktan daha fazîletlidir. Çünkü Peygamber -sallallahu aleyhi ve

sellem-'in bizzat kendisi cemaatle kıldırmış ve Ramazan gecelerinde namazı cemaatle

kılmanın fazîletini sözüyle açıklamıştır.

Nitekim Ebu Zerr'in -Allah ondan râzı olsun- rivâyet ettiği hadiste, o şöyle demiştir:



"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte Ramazan orucunu tuttuk.

Ramazan'dan yedi gece kalıncaya kadar bize namaz (Terâvih namazını) kıldırdı. Sonra

gecenin üçte birlik bölümü gidinceye kadar bize namaz kıldırdı. Ramazan'dan altı gün kalınca bize namaz kıldırmadı. Ramazan'dan beş gün kalınca, gecenin son yarısı gidinceye

kadar bize namaz kıldırdı.

Biz:

-Ey Allah'ın elçisi! Bu gecede de bize fazladan kıldırsaydın, dedik.

Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:

- Bir kimse, imam namazını bitirinceye kadar imamla birlikte namaz (Terâvih

namazını) kılarsa, o gecenin tamamını namaz kılarak geçirmiş gibi ecir alır.

Daha sonra Ramazan'dan dört gün kalınca bize namaz kıldırmadı.

Ramazan'dan üç gün kalınca âilesini, eşlerini ve insanları topladı ve bize öyle bir

namaz kıldırdı ki felâhı kaçırmaktan korktuk.

(Ebu Zerr'den rivâyet eden râvî) dedi ki:

(Ebu Zerr'e) dedim ki:

-Felah nedir?

Ebu Zerr dedi ki:

Felah, sahur yemeğidir.

Ebu Zerr dedi devamla şöyle dedi:

Sonra Ramazan'ın geri kalan gecelerinde bize namaz kıldırmadı."

( Sünen sahipleri rivâyet etmişlerdir.Hadis sahihtir.)



PEYGAMBER SALLALLAHU ALEYHİ VE SELLEMİN CEMAATLE NAMAZ KILDIRMAYA DEVAM ETMESİNİN SEBEBİ



Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, Ramazan'ın geri kalan gecelerinde

sahâbeye cemaatle namaz kıldırmamasının sebebi; gece namazı (Terâvih namazı) onlara

farz kılınır da onlar da bunu yerine getiremezler diye endişe etmesinden dolayıdır.

Nitekim Âişe'nin -Allah ondan râzı olsun-, Buhârî ve Müslim'in sahihleri ile diğer

hadis kitaplarında rivâyet ettiği hadiste böyle gelmiştir.



Allah Teâlâ,İslâm şeriatını kemâle erdirdikten sonra Peygamber -sallallahu aleyhi ve

sellem-'in vefât etmesiyle bu endişe (Terâvih namazının farz kılınması endişesi) ortadan

kalkmıştır. Ramazan gecelerinde Terâvih namazını cemaatle kılmayı terk etme gerekçesi

böylece ortadan kalkmış ve eski hüküm; yani cemaatle kılmanın meşrûluğu kalmış oldu.

Bunun içindir ki Ömer b. Hattab -Allah ondan râzı olsun- bu sünneti yeniden ihyâ etmiştir

(Yani Terâvih namazını cemaatle kıldırmaya başlamıştır.) Nitekim Buhârî'nin sahihi ile diğer

hadis kitaplarında böyle gelmiştir.



TERAVİH NAMAZINI CEMAATLE KILMANIN KADINLARA MEŞRU OLUŞU



Kadınların Terâvih namazında hazır bulunmaları ve namazı cemaatle edâ etmeleri

meşrû kılınmıştır.

Nitekim yukarıda geçen Ebu Zerr'in hadisinde böyle gelmiştir. Hatta erkeklere namaz

kıldıran imamdan ayrı olarak, kadınlara namaz kıldıracak bir erkeğin imam olarak tahsis

edilmesi de câizdir.

Nitekim Ömer b. Hattab -Allah ondan râzı olsun-, Terâvih namazı için insanları

biraraya topladığında, erkekler için Ubeyy b. Ka'b'i, kadınlar için ise, Süleyman b. Ebî

Hasme'yi imam tayin etmiştir.



Nitekim Arfece'den rivâyet olunduğuna göre, o şöyle demiştir:



"Ali b. Ebî Tâlib -Allah ondan râzı olsun-, insanlara, Ramazan ayının gecelerinde

Terâvih namazını kılmalarını emrediyor ve erkekler için bir imam, kadınlar için de bir imamtayin ediyordu.

Arfece dedi ki:

- Ben de kadınlara imam idim." ( Beyhaki)



Ben derim ki:

Eğer mescit (câmii) büyük ve geniş ise ve erkeklerin imamının kıraati ile kadınların

imamının kıraatı birbirine karışmıyorsa ve biri diğerini rahatsız etmiyorsa, kanımca bu

şekilde yapılabilir. (Ama günümüzde mikrofon sistemi olduğu için buna gerek yoktur.)



GECE NAMAZININ REKATLARININ SAYISI



Gece namazının rekâtlarının sayısı; onbir rekâttır.

Biz, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünnetine uymak için gece namazının

bundan fazla olmamasını tercih ederiz. Çünkü Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellemdünyadan

ayrılıncaya kadar bu sayıdan fazla kılmamıştır.

Nitekim Âişe'ye -Allah ondan râzı olsun- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem'in

Ramazan gecelerindeki namazı nasıldı? diye sorulduğu zaman o şöyle cevap vermiştir:



"Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, ne Ramazan gecelerinde, ne de başka

gecelerde, (sabah namazı hariç) on bir rekâttan fazla namaz kılmazdı. Önce dört rekât

namaz kılardı ki, o rekâtları ne kadar güzel ve uzun kıldığından hiç sorma! Sonra dört rekât

kılardı ki, o rekâtları ne kadar güzel ve uzun kıldığından hiç sorma! Sonra üç rekât kılardı." (Buhari, Müslim)



Gece namazını on bir rekâttan az da kılabilir. Hatta sadece bir rekât bile kılabilir ki o

da Vitir namazıdır. Çünkü bunun delili; Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in fiili ve

sözüdür.



Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in fiiline gelince:



Âişe'ye -Allah ondan râzı olsun:



"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kaç rekât vitir kılardı? Diye sorulduğunda o

şöyle cevap vermiştir:

- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- vitir namazını, dört ve üç rekât (4+3), altı

ve üç rekât (6+3), sekiz ve üç rekât (8+3), on ve üç rekât (10+3) olarak kılardı.Vitir

namazını, yedi (4+3) rekâttan daha az, on üç (10+3) rekâttan daha fazla kılmazdı." (Ebu Dâvud, Ahmed ve başkaları rivâyet etmişlerdir.)



Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sözüne gelince:



Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:



"Vitir haktır. Dileyen beş rekât vitir kılsın. Dileyen üç rekât vitir kılsın.Dileyen bir rekât

vitir kılsın." (Ebu Dâvud, Nesâî, İbn-i Mâce ve Ahmed)



RAMAZAN GECELERİ İLE DİĞER GECELERDE KILINAN NAMAZLARDA OKUNAN KIRAAT



Ramazan gecelerindeki kılınan namaz (Terâvih namazı) ile diğer gecelerde kılınan

namazlarda okunan kıraata gelince, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bunu, ne az,

ne de çok olacak şekilde herhangi bir şeyle sınırlandırmamıştır.Aksine Peygamber -

sallallahu aleyhi ve sellem-'in gece namazlarındaki kıraatı uzunluk ve kısalık bakımından

farklılık arz ederdi. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- kimi zaman her rekâtta 20

âyet olan "Müzzemmil" sûresini okurdu. Kimi zaman elli âyet kadar okurdu.

Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:



"Kim, bir gecede yüz âyetle namaz kılarsa, adı gâfiller zümresine yazılmaz.Kim de bir

gecede ikiyüz âyetle namaz kılarsa, Allah nezdinde, gece namaz kılan, ihlasa erdirilmiş

kullar zümresinden yazılır. " 

(Hâkim ve Beyhakî)



Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, hasta olduğu halde bir gece namazında

Bakara, Âl-i İmrân, Nisâ, Mâide, En'âm, A'râf ve Tevbe sûrelerini okumuştur.



Huzeyfe b. Yemân'ın Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in arkasında namaz

kıldığı kıssada Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bir rekâtta önce Bakara sûresini,

sonra Nisâ sûresini, daha sonra da Âl-i İmrân sûresini tertili ve yavaş yavaş okuyordu.



En sahih isnadla sâbit olduğuna göre, Ömer b. Hattab -Allah ondan râzı olsun-,

Ubeyy b. Ka'b'i, Ramazan'da insanlara terâvih namazını onbir rekât kıldırmasını emrettiği

zaman Ubeyy -Allah ondan râzı olsun-, namazda âyet sayısı yüzün üzerinde olan sûreleri

okurdu. Öyle ki onun arkasında namaz kılanlar, uzun süre ayakta kalmaktan dolayı

değnek ve bastonlara yaslanırlar, buna rağmen arkasında namaz kılanlar, fecrin ilk

vakitlerine kadar namazdan ayrılmazlardı!!!!



Yine, Ömer b. Hattab'tan -Allah ondan râzı olsun- sahih olarak haber verildiğine

göre o, Ramazan'da Kur'an okuyanları (Kurrâ'yı) çağırmış ve içlerinden en hızlı okuyana

(namaz kıldırırken bir rekâtta) otuz âyet okumasını, orta hızla okuyana yirmi beş âyet

okumasını, yavaş okuyana ise yirmi âyet okumasını emretmiştir.



Buna göre bir kimse, kendi başına namaz kılıyorsa dilediği şekilde kıraatını uzun

tutabilir (uzun okuyabilir). Aynı şekilde arkasında namaz kılan ve uzun okumasına onay

verenler varsa, bu şekilde uzun okuyabilir.Namazda ne kadar uzun okunursa, o kadar

fazîletlidir. Fakat gecenin tamamını ihyâ etmek için kıraatı uzun tutmada aşırıya gitmemeli,

bunu nâdir olarak yapmalıdır.Bu konuda Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şu

sözüne uymalıdır:



"Yolların en hayırlısı, Muhammed'in yoludur.”

Fakat bir kimse imam ise, arkasında namaz kılanlara zorluk verecek şekilde kıraatını

uzatmamalıdır.

Çünkü Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:

"Biriniz insanlara namaz kıldırdığı zaman namazını hafif tutsun.Çünkü onların arasında

küçükler ve yaşça büyük olan vardır.Yine onlar arasında bünyesi zayıf olan, hasta ve

ihtiyaç sahibi olan vardır.Biriniz tek başına namaz kıldığı zaman, namazını dilediği kadar

uzun tutsun." (Buhari, Müslim)



GECE NAMAZININ VAKTİ



Gece namazının vakti; yatsı namazından sonra başlar, sabah namazına kadar sürer.

Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:



"Allah Teâlâ, bir namazı size fazlalaştırmıştır ki, o da Vitir olan) namazıdır

(rekâtlarının adedi tek olan namazdır). Onu, yatsı namazı ile sabah namazı arasında

kılın." (Ahmed)



Gece namazını, imkânı olanın gecenin sonunda kılması daha fazîletlidir.

Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:



"Kim, gecenin son bölümünde kalkıp namaz kılamamaktan (uykuya kalmaktan)

endişe ederse, vitiri (tek rekâtlı namazı) gecenin başında kılsın.Kim de gecenin son

bölümünde kalkacağından emîn olursa, vitiri gecenin son bölümünde kılsın.Çünkü gecenin

son bölümünde kılınan namazda melekler hazır bulunurlar. Bu ise daha fazîletlidir." (Müslim)



Eğer gece namazının gecenin ilk bölümünde cemaatle kılınması ile son bölümünde

tek başına kılınması arasında bir durum sözkonusu olursa, namazın cemaatle kılınması

daha fazîletlidir. Çünkü bir kimse cemaatle kıldığı zaman, gecenin tamamını namaz kılarak

geçirmiş gibi sevap kazanır.



Ömer b. Hattab'ın -Allah ondan râzı olsun- hilâfeti zamanında insanlar bu hal üzere

devam etmişlerdir.



Nitekim Abdurrahman b. Ubeyd el-Kârî şöyle demiştir:



"Ramazan'da bir gece mescide gitmek üzere Ömer b. Hattab -Allah ondan râzı

olsun- ile birlikte çıktım.Mescide varınca orada ne görelim! İnsanlar, gruplara ayrılmış

halde kimisi tek başına namaz kılıyor, kimisi de birkaç kişiye namaz kıldırıyordu.

Bunun üzerine Ömer:

- Bu insanları bir imamın arkasında biraraya getirirsem daha güzel olacağını

düşünürüyorum, dedi.

Sonra Ömer insanları biraraya getirmeye karar verdi ve Ubeyy b. Ka'b'i onlara

imam olarak tayin etti.

Sonra başka bir gece onunla birlikte çıktım.Mescide varınca insanları imamlarının

arkasında namaz kılarlarken gördüm.

Ömer dedi ki:

Ne güzel bir bid'at bu! Gecenin ilk vaktinde bu namazı kılanlar, uykudan uyanıp da

kalanlardan daha fazîletlidirler.

Ömer, bununla gecenin sonunu kast ediyordu.Böylece insanlar, namazlarını gecenin

ilk bölümünden kılıyorlardı." (Buhari)

Muhammed Nasiruddin el-Elbani