18 Mayıs 2018 Cuma

İMSAK VAKTİ GÜNEŞİN DOĞUŞUNA 41 DAKİKA KALADIR DİYENLERE REDDİYE


Hamd alemlerin Rabbi Allah’a, salat ve selam gönderilmiş bütün nebilere olsun. Bundan sonra;

“Sabahın, beyaz ipliği siyah ipliğinden ayırt edilinceye kadar yiyin, için, sonra akşama kadar orucu tamamlayın.”(Bakara/187)

Ebu Ubeyd, ayette geçen siyah ve beyaz ip terkiplerine şu anlamları vermiştir: “ Siyah ip gece , beyaz ip ise fecr-i sadıktır. Burada (ip diye tercüme edilen) خيط kelimesi renk anlamına gelir.’’


İlim ehli konuyla ilgili şöyle demiştir:

“Beyaz ip, ufka yatay olarak uzanan ikinci şafağın başlangıç anıdır. Şafakta ortaya çıkan bu aydınlık ufka paralel uzanmış bir ip gibidir. Siyah ip ise bu şafakla birlikte ufukta görülen gecenin alaca karanlığıdır.’’

İmsak saati beyaz olan şafak esas alınır. İmsak saatini güneş doğmasına yakın esas alanlar ;sabaha yakın çıkan kızıl şafağı esas almışlardır.Bu da tercih edilmeyen bir görüştür. Bu vakit Hanefi mezhebinin sabah namazının kılınmasını uygun gördüğü vakittir.

Buhârî ve Müslim’in rivayet etiği hadiste; Enes İbn Malik radiyallahu anh’dan şöyle nakledilmiştir: “Zeyd İbn Sabit radiyallahu anh a Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte sahur yaptıklarını sonrada namaza durduklarını bana anlattı. Ona ‘Sabah namazı ile sahur arasında ne kadar zaman geçmişti? Diye sordum. O da ‘Elli ya da altmış ayet okunacak kadar bir zaman şeklinde cevap verdi.” (Buhari, 575; Müslim. Sıyam Nesai, 2155; Tirmizi, 703; İbn Mace, 1695; Sahih)

Sahura son verip namaza başlama arasında geçen yaklaşık elli veya 60 ayetlik zamandır. Onu da iyi bir Kur’an okuyucusu sünnete uygun okursa 15- 20 dakikada okuyabilir.
Buhari rivayetinde; Ebu Hazım Sehl İbn Sa’d radiyallahu anh’ın şöyle dediğini işittiğini nakletmiştir: Ailemle birlikte sahur yapardım. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte sabah namazını kılmaya yetişmek için acele ederdim.”(Buhari. 1920;)

Sahurda acele etmek, sahur vaktinde yemeği hızla yemek anlamına gelir. Bu da sahur vaktinin, ikinci şafağın doğmasından az bir süre önce olduğunu gösterir.”

İbn Mace rivayettin de; Mugîs b. Sümey 'den rivayete göre, şöyle demiştir: "Ben, Abdullah b. Zübeyr ile birlikte sabah namazını alaca karanlıkta kıldım, selâm verince İbn Umer radiyallahu anh’in yanına vararak: "Bu namaz da nedir böyle?" diye sordum.

İbn Umer de: "Bu namâz bizim Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile Ebû Bekir ile ve Ömer ile birlikte kıldığımız namazdır. Ömer, sabah namazında öldürülünce Osman, sabah namazını ortalık aydınlanınca kılmaya başladı. dedi.”( İbn Mâce. 671; Sahih. )

Sahih rivayetlerde gelenlere göre sahabenin uygulaması, sabah namazını beyaz şafakta(alacakaranlıkta) kıldıklarıdır. Ebu Bekir ve Ömer radiyallahu anhuma dönemlerinde de bu şekilde devam etmiştir. Ömer radiyallahu anhu şehid edildikten sonra Osman radiyallahu anhu namazı kızıl şafakta yani güneş doğmasına yakın kılmıştır.Bunun sebebi beyaz şafakta(alacakaranlıkta) halifeye suikast yaptıkları içindir.

Buhari ve Müslim rivayetin de; Urve İbn Zübeyr Aişe radiyallahu anh’ın kendisine şöyle haber verdiğini nakletmiştir: “Müslüman kadınlar, mırt adı verilen örtüye bürünerek Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte sabah namazına iştirak ederlerdi. Namaz bitince evlerine dönerlerdi. Gecenin karanlığından ötürü kimse onları tanımazdı.”(Buhari, 578; Müslim, Salat. Ebu Davud, 423; Tirmizi, 153; Sahih)

Müslimin rivayetinde; Urve b. ez-Zubeyr'den rivayete göre Nebi sallallâhu aleyhi ve sellem'in zevcesi Âişe radıyallâhu anhâ dedi ki: Mümin hanımlardan kadınlar Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem ile birlikte elbiselerine bürünmüş olarak sabah namazına iştirâk ederlerdi. Sonra da evlerine geri döndüklerinde Rasûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem'in namazı (تغليس) tağlis ile (erken vakitte) kılmasından dolayı kim oldukları tanınmazdı.”(Muslim, Salat. Nesai, Salat. Ebu Davud, 423; 545; İbn Mace,669; Sahih)
Bu durum sabah namazı vaktinin fecrin doğmasıyla birlikte başladığını gösterir. Ayrıca bu hadis Rasullullah sallallahu aleyhi ve selem sabah namazına gecenin son karanlığında başladığına delalet eder. Aişe annemizin radiyallahu anhuma “Biz namazdan çıktığımızda gecenin karanlığından dolayı kimse kimseyi tanımazdı.”

Buhari ve Müslim rivayetinde; Seyyar İbn Selâme'nin şöyle dediği nakledilmiştir: "Babamla birlikte Ebû Berze el-Eslemî'nin yanına gitmiştik. Ona namazların vakitleri hakkında bir soru sorduk. Bize şöyle cevap verdi:

“Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem öğle namazını güneş tepe noktasından zevale doğru meyledince kılardı. İkindi namazının vakti ise, öğle namazından sonra bir kimsenin Medine'nin en uzak mahallesine gidip geri dönüşüne rastlardı ve bu sırada güneş hala sıcaklığı hissedilecek kadar canlı olurdu.

Râvî şöyle demiştir; Akşam namazının vaktiyle ilgili olarak Ebû Berze'nin ne söylediğini unuttum - Yatsı namazı konusunda ise biraz esnek davranır ve gecenin ilk üçte birlik vaktine kadar bunu geciktirebilirdi. Ancak yatsı namazından önce uyumayı ve namazdan sonra da sohbete dalıp konuşmayı hoş karşılamazdı. Sabah namazını kıldırıp bitirdiğinde ise cemaatte bulunanlar yanındakini tanıyacak kadar aydınlık olurdu. Sabah namazının her iki rekatında veya rekatlarından birinde 60-100 âyet arasında Kur'an okurdu." (Buhari, 771; Müslim, Salat. Nesai, 530; Ebu Davut, 398; Sahih. )

Rasullullah sallalahu aleyhi ve sellem hadiste rivayet edildiği gibi sabah namazının ilk rekatında bazen 100 ayet okurdu 2. Rekatında bazen 60 ayet okurdu. Şu andaki bazı taifelerin imsak saatini sabahın güneş doğmasına 41 dakika kala almaları Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem ‘in sünnetine uygun değildir.

Çünkü İmsak tan sonra Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem takriben 20 dakika sonra Sabah namazına başlardı. Şu anda bunların verdiği takvime göre Rasullullah sallallahu aleyhi ve sellem ‘in kıldığı namaz bu taifenin verdiği süre yetmez. Çünkü bir cüz kuran en az 35 dakika okunur. Bunun rukusu var rukudan sonra kıyam var secde var tahiyatı var onun için bunların verdiği imsaklar batıldır.

Allah azze ve cellenin kitabını Nebi sallallahu aleyhi ve sellemin sünnetini anlamamaktır. Bu şahısların ilimden nasipleri yoktur.

Takvimleri düzenleyen kuruluşlar arasında ummul kura üniversitesi var bu üniversitenin İstanbul için verdiği imsak vakti diyanet in takvimi arasında 5 dakika fark var. Diyanetin belirlediği imsak saatinden 15 dakika sonra yemeye devam edenlerin önce tevbe edip oruçlarını kaza etmeleri gerekir.

Onun için diyanetin takvimine uyulması uyulmadığı takdirde oruçların batıl ,ahiret günün de sorumlu , akibetlerininin kötü olacağıdır.Velev ki erken imsağı bıraksak bile bir zararı olmaz. Ama imsak geçtiği zaman yemeğe içmeye devam edersek oruç batıl olur. Allah bizi bu durumdan muhafaza eylesin.

Fecr sadığın bir başlangıcı vardır. Başlangıcının açılması en az bir 20- 25 dakika geçmesi lazım ki fecr-i sadık iyice açılsın.

Rivayet edilen hadislerde de durum bunu gösteriyor. Çünkü Âişe validemiz diyor ki “Biz namazdan çıktığımızda karanlıktan dolayı kimse kimseyi tanımazdı. “Aişe radiyallahu anha şöyle demiştir: "Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sabah namazını sabahın alacakaranlığında kıldırırdı ve müminlerin hanımları namazın hemen ardından mescidden ayrılırlardı. Hatta bu alacakaranlıkta onları tanımak mümkün olmazdı. (başka bir rivayette birbirlerini tanımaları mümkün olmazdı.)"(Buhari. 872; Müslim. Salat. Tirmizi. 153; Sahih.)
Şu anda imsak, güneşin doğmasına 41 dakika kaladır diyenlerin kendileri bizatihi itiraf ediyorlar ki ;diyanetin belirlediği 3;52 imsak saatinden 20 dakika sonra beyaz şafak(fecr-i sadık)çıkmaktadır.

Diyanetin uyguladığı ihtiyat payın ise 5 dakikadır. Mekke’de sabah ezanı 4:23 güneş 5:45 takriben 1 saat 25 dakikadır. Medine de imsak 4;16 güneş 5:41’dir. Bu şahısların verdiği imsak saati 41 dakikadir.

Güneş doğmasına yakındır. Yukarıda belirttiğimiz gibi Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem 1. Rekatta 100 ayet 2. Rekatta 60 ayet okuduğu zaman bu şahısların verdiği vakit bu zamana yetmiyor.

Çünkü Aişe radiyallahu anha annemiz “Biz sabah namazından çıkardık sabahın karanlığında kimse kimseyi tanımazdı”onun için benim tavsiyem her sene bir tane şahsın çıkıp Allah azze ve celle’nin ayetlerini tahrif etmesi Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hadislerini inkar etmesi olan bir şeydir, bu yüzden bu kişilere tabi olmamak lazım.
Hatta kendini selefe nispet eden bazı şahısların bunlara uyması da şaşılacak bir şeydir. Bu şaşkın şahıslar her sene akidelerini değiştiriyorlar ve her azgın şeytanın peşinde gidiyorlar.
“Size şeytanların kimin üzerine indiğini haber vereyim mi?”(Şuara/221) “Her yalancı günahkar üzerine inerler.” (Şuara/222)

“Rabbimiz bize Hakkı Hak bilip Hakk’a tabi olmayı batılı da batıl bilip ondan uzak olmayı nasip eylesin.

Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.

Kim bu sahur ve iftar vakitleri ile oynayarak Müslümanları sapıtmaya çalışıyor ve bunu da Allah adına yapmaya çalışıyor ise o Allaha değil şeytana hizmet ediyor. İmsak vaktine dakika eklemek iftar vaktinden dakika çıkarmakla nasıl oluyorda doğru oluyor ve nasıl oluyorda Kitap ve Sünnete tabiyim diyerek bu asılsız mesnetsiz sözlerin peşine gidiliyor.

Kendinize bir bakın ve asla ana gövdeye dönün ey Müslümanlar artık uydu olmayı kuyruk olmayı ona buna ve nefsinize kul olmayı bırakın. Ramazan ayındayız güzel bir tövbe edin ve Rabbinizden dininize güzel bir bir şekilde dönmeyi isteyin.

Tabi şeytanlarınız boş durmayıp yukarıdaki delilleri de kafalarına göre tevile çalışıp yalanlamaya çalışacaklar. Ama bir şeyi unutarak oda Allahı.

Allah Cennete gidecek amel işlemeyi nasip etsin. Allah ayaklarımızı islamdan kaydırmasın.