29 Eylül 2014 Pazartesi

KURBAN İLE ALAKALI HER MESELE

İslam aleminde Zilhicce ayının kıymeti nedir? Zilhicce Ayını nasıl değerlendirmeliyiz? Zilhicce’nin Fazileti nedir? Zilhicce Ayının Kur’an ve Sünnet’teki yeri, ve önemi nedir? Zilhicce Ayı Hakkında Hadisler nelerdir?
Zilhicce ayı, kamerî ayların on ikincisi ve haram aylarından olan Zilkâde, Zilhicce, Muharrem, Receb aylarının ikincisidir. İçerisinde önemli günleri barındır. Bunlardan bazıları Kurban bayramını, arefe gününü, terviye ve teşrik günleridir.
Dolayısıyla Zilhicce ayı mübarek aylar içerisinde sayılmaktadır. Zilhicce ayının sekizinci gününe “terviye”, dokuzuncu gününe “arefe”, kurban bayramı olan onuncu gününe “nahr”, bundan sonraki üç güne de “teşrik günleri” (eyyâm-ı teşrik) denmektedir.

Teşrik tekbiri şöyledir: “Allahü Ekber, Allahü Ekber. Lâ ilahe illâllahu vallâhu ekber. Allâhü Ekber ve lillâhilhamd.”
Nitekim rivayetlerde Peygamber Efendimizin Sallallahu aleyhi ve Sellem şöyle buyurdukları rivayet edilir: “Arefe günü, nahr/kurban günü (kurbanın birinci günü) ve teşrîk günleri (kurbanın 2, 3 ve 4. günleri) biz Müslümanların bayramıdır.” Kaynak: Ebu Dâvud, Savm 49
“Hacılar Mina’da olduklarından dolayı, bu üç güne Mina günleri de denir.” Kaynak: İbn Mâce, Menâsik 57
Zilhicce ayı mübarek aylardandır. Bu konu ile ilgili bir diğer Rivayet ise şöyledir; “Zilhicce’nin ilk on gününde yapılan ibadetler diğer aylarda yapılan ibadetlerden, Allah nezdinde daha makbuldür” buyurunca orada bulunanlar; “Ya Rasûlallah! Allah yolunda yapılan cihad da Zilhicce’de yapılan ibadetten daha sevgili midir?” dediler. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem “Evet, cihad da. Yalnız, malını, canını tehlikeye koyarak cihada çıkıp da dönmeyen (şehid olan) kimsenin cihadı bundan daha efdaldir” buyurdu. Kaynak: Sünen-i Darimî
Zilhicce ayının ilk on günüyle alakalı olarak Kur’an-ı Kerim’de yemin edilmiş; hadislerde ise bu on günün faziletiyle alakalı tahşidatlar yapılmıştır. Bir Ayette “O on geceye yemin olsun” (Fecr Suresi, 892) buyrulmuştur.
Zilhicce’nin başında dokuz gün oruç tutmak müstehaptır. Çünkü zilhiccenin ilk on günüyle alakalı hadisler bulunmakta bu günlerin salih amellerle geçirilmesi tavsiye edilmektedir. Konuyla ilgili bir rivayette Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: Ondaki her bir günün orucu bir yıllık oruca (sevabca) eşittir. Ondaki bir gece kıyamı (ibadetle ihya edilmesi) Kadir gecesinin kıyamına (ihyasına) eşittir. Kaynak: Tirmizî, Savm 52
Bu günlerde oruca niyet ederken de nafile oruca veya kaza orucuna niyet edilebilir. Önemli olan bu günlerin oruçla geçirilmesidir. Zilhicce orucuna, Zilhicce ayının birinde başlanıp dokuzuna kadar tutulabilir. Bayramın birinci günü yani Zilhicce’nin onuncu günü oruç tutmak haramdır. Çünkü bugün Müslümanların bayramıdır.
Zilhicce’nin ilk on gününde arefe, terviye günleriyle nahr (Kurban bayramının ilk günü) bulunmaktadır. Arefe gününden önceki güne yani Zilhicce’nin sekizinci gününe terviye günü denmektedir. Terviye günü, hacılar Mekke’den Mina’ya çıkar. Bu güne “Terviye” denmesinin sebebi, hacıların o gün zemzem suyundan çok içip kanmalarından dolayıdır.
Bazıları, o güne terviye denmesi, terviyenin düşünme, tefekkür manasına gelmesindendir, demişlerdir. Terviye gününü oruçla geçirmenin; ibadet yapmanın, günahlardan sakınmanın sevabı büyüktür. Arefe, haccın en önemli farzı olan vakfenin yapıldığı yerin (Arafat) diğer adıdır.
Vakfe, kurban bayramının bir gün öncesi olan Zilhicce ayının dokuzuncu günü burada yapıldığından bu güne “yevmü arefe” (arefe günü) veya Türkçe’de kısaca “arefe” (arife) denilmiştir. Bu günde milyonlarca hacı Arafat’a çıkıp Allah’a celle celaluhu yalvarıp yakarırlar. Bundan dolayıdır ki bu günde hacca gidemeyen müminler, dualarının bu dualar içerisinde sayılması için Allah’a celle celalahu yalvarmalı ve bu günü ve gecesini ganimet bilip değerlendirmelidirler.
Peygamber Efendimiz, bu gün tutulan orucun, geçmiş ve gelecek birer yıllık günaha kefaret olacağını bildirmiştir. (Kaynak: Müslim, Sıyâm 196, 197)
Bu günde yapılan duanın faziletiyle alakalı olarak Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem bir hadisinde şöyle buyurmuşlardır: “Allah, hiçbir günde, arefe günündeki kadar kullarını ateşten azad etmez. Allah (mahlûkata rahmetiyle) yaklaşır ve onlarla meleklere karşı iftihar eder ve “Bunlar ne istiyorlar?” der.” Kaynak: Müslim, Hacc 436
Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem hazretleri ve ashâb-ı kiram efendilerimiz ilâhî ve nebevî tahşidatlara hâiz Zilhicce’nin ilk yarısını zikir, tesbihat, ibâdet ve tefekkür ile geçirirler, yoksullara yardım ederlerdi. Dolayısıyla onları örnek alarak müslümanların o günlerde ibadetlerine dikkat etmeleri, dualarını artırmaları, hayır ve hasenâtı daha çok yapmaları, kendilerini nefis muhâsebesine tabi tutarak hatalarına tevbe etmeleri, yapacakları en güzel ameller cümlesindendir. Bu günlerde beş vakit namaza ilaveten nafile ibadetlere de (teheccüd, duhâ, tesbih namazları ve Kur’an okuma) ağırlık vermelidirler. İşte hayır yarışında mübarek bir zaman dilimi daha. “Haydin öyleyse hep hayırlara koşun, yarışın!” Bakara suresi, “İşte yarışacaksa insanlar, bu cennet devletine konmak için yarışsınlar!” Mutaffifîn Suresi, 83/26


Kurban
Kurban, teşrik günleri ve kurban bayramında Allah Teâlâ'ya yaklaşmak için kesilen deve, inek ve koyuna denir. Udhiyye, sözlükte kurban olarak kesilen veya kurban bayramı günlerinde kesilen hayvanın adıdır. Şer"an hususi bir hayvanı, hususi bir vakitte Allah'a yakınlaşmak niyetiyle boğazlamaktır.Veya: Kurban bayramı günlerinde yüce Allah'a yakınlaşmak maksadıyla kesilen hayvanların adıdır. 

Meşruluğu :

Allah Teâlâ, kurbanı şu ayetler ile meşru kılmıştır:
«
Öyleyse Rabbin için namaz kıl, kurban kes.» (Kevser: 2)
«
İşte kurbanlık deve ve sığırları, Allah'ın size olan nişanelerinden kıldık.» (Hacc: 36)
Nebî aleyhisselam'in kurban kestiği sabit olmuş, müslümanlar da kurban kesmişlerdir.
Âişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
Ademoğlu kurban kesme gününde Allah katında kan akıtmaktan daha sevimli bir amel işlememiştir. O kurban kıyamet günü boynuzları kılları ve tırnaklarıyla gelecektir. Kurbanın kanı yere düşmeden önce Allah katında hemen kabul olunur. Bu sebeble kestiğiniz kurbanlar dan dolayı sıkıntı değil gönlünüz hoş olsun.”  (İbn Mâce, Edaha: 3; Hâkim,ve Tirmizî rivayet etmiş olup Tirmizî: 'Bir rivayette de: "Allah kan akıtmaktan daha sevgili bir amel yoktur ve o kıyamet günü gelecektir." şeklindedir. Neylu'l-Evtâr, V, 108)

Enes b. Mâlik (r.anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 
Rasûlullah (s.a.v.) boynuzlu alaca renkli iki koçu kendi eliyle keserek kurban etti. Besmele çekti, tekbir aldı ve keserken ayağını koçların sağ yanı üzerine koydu.”(Buhârî, Edâhî: 7; Muslim, Edâhî: 3; İmam Ahmed)

Fazileti :

Tirmizî'nin Âişe (r.anha)'dan rivayetine göre. Nebi aleyhisselam şöyle buyurmuştur: «Adem oğlunun, kurban günü amellerinden Allah'a en sevimli geleni, kan akıtması (kurban kesme)dir. Çünkü o, kıyamet günü boynuzları, kılları ve tırnaklarıyla gelir. Kan, yere akmadan önce Allah katında mekanını alır. Kurban kesenler onun kokusu sebebiyle nefis kokarlar.»(Hâkim, ibni Mace ve Tirmizî rivayet etmiş olub, Tirmizî: Bir rivayette de: "Allah'a kan akıtmaktan daha sevgili bir amel yoktur ve o kıyamet günü gelecektir." şeklindedir. Neylu'l-Evtâr V, 108)

Hükmü :
Ebu Hurayra (r.anh)'tan rivayetle;"Kim genişlik ve imkân bulur da kurban kesmezse, bizim namazgahımıza yaklaşmasın." (İbn Mâce, Edâhı, 2; Ahmed b. Hanbel, Musned, II, 321; Neylu'l-Evtâr, V, 108)
Buhari ve Muslim'in kaydettiği Enes hadisi gereğince, gücü yettiği halde onu terkeden hoş görülmez: 
«
Nebi aleyhisselam boynuzlu iki alaca koyunu kurban etti. Onları kendi eliyle, besmele ve tekbir getirerek kesti
Muslim'in Ummu Seleme (r.anha)'dan rivayetine göre Nebi aleyhisselam şöyle buyurmuştur:«Zilhicce hilâlini gördüğünüz zaman, biriniz kurban kesmek isterse, onun tüylerine ve tırnaklarına misk sürsün.» «Kurban kesmek isterse» sözü, bunun vacib olmayıp sünnet olduğuna delildir.
Peygamber (s.a.v.) semiz, boynuzlu ve siyah-beyaz renkli iki adet koçu, birisini ummeti adına, diğerini de kendisi ve aile halkı adına kesmiştir. (İbni Mace, Aişe ve Ebu Hurayra'dan rivayet etmiştir. Nasbu'r-Râye, IV, 215)

Cebele b. Suleym'den (r.anh) rivayet edildiğine göre, bir kimse İbn-i Ömer (r.anhuma)'ya kurban kesmenin vacib olup olmadığını sormuştur. İbn-i Ömer (r.anhuma) bu suale şu cevabı verir: "
Rasûl-u Ekram (s.a.v.) ve bütün müslümanlar kurban kesmişlerdir". Aynı kimse suali tekrar edince: "Anlamadın mı? Rasûl-u Ekram (s.a.v.) ve bütün müslümanlar kurban kestiler" buyurur. (Sunen- i Tirmizi - C: 4, Sh: 92, Had.No: 1506 K. Edahi: 11) 

Nelerden Kurban Olur ?

Kurban ancak deve, sığır ve koyundan olur. Bu üç hayvan cinsinden başkasıyla kurban caiz değildir. 
Allah Subhanehû şöyle buyuruyor: «
Her ümmet için, Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar (behîmet'ul- en'am)ın üzerine O'nun adını anarak kurban kesmeyi meşru kıldık.» (Hacc: 34)
Altı aylık koyunu, bir yaşındaki keçiyi, iki yaşındaki sığırı ve beş yaşındaki deveyi kurban etmez caizdir. Erkek veya dişi olmaları eşittir.
Ahmed ve Tirmizî'nin rivayetine göre, Ebû Hurayra (r.anh) şöyle demiştir: Allah Rasûlu'nu işittim, şöyle buyuruyordu: «
Cuz'a koyunu ne güzel kurbanlıktır (Cuz'a : bir yaşındaki, veya ona denk 6 aylık koyun demektir)

Ukbe b. Âmir; «
Ey Allah'ın Rasûlu. Ben bir cuz'a elde ettim.» dedi. Nebi aleyhisselam: «Onu kurban et.» buyurdu. (Hadisi Buhari ve Muslim kaydetmiştir.)

Muslim'in Câbir'den rivayetine göre, Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: 
«
Mesne olmayan kurbanı kesmeyin. Eğer bu size güç gelirse, koyunun cuz'asını kesin.» Büyük mesne, beş yaşındaki deve, iki yaşındaki sığır ve bir yaşındaki keçidir. Koyunun ise bir yaşında veya altı aylık olanıdır.  Mesne»ye «seniyye» (eşsiz) de denir.

Berâ b. Âzib (r.anh)’den merfu olarak rivâyet ettiği hadisinde şöyle diyor: “
Topal hayvan, tek gözlü hayvan, hastalığı belli olan hayvan zayıf, ve cılız hayvanlar kurban edilmez.” (Ebu Dâvud, Dahaya: 5; İbn Mâce, Edahî: 8)

KURBANLIK HAYVANLARDA ARANAN ŞARTLAR
Ben, kendim ve çocuklarım için kurban kesmeye niyet ettim. Kurbanlık hayvanlarda aranan belirli nitelikler (vasıflar) var mıdır? Yoksa herhangi bir koyun veya keçiyi kurban olarak kesebilir miyim?
Hamd, yalnızca Allah'adır.
Kurbanlık hayvanlarda altı şart aranır:
Birinci şart: Kurbanlık hayvanın, deve, sığır ve koyun cinsinden olması gerekir.
Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur: "Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanları keserken Allah’ın adını ansınlar (ve O'na şükretsinler) diye (îmân eden) her ümmete bir kurban ibâdeti koyduk. (Ey insanlar!) Şunu unutmayın ki hepinizin ilahı bir tek ilah (olan Allah)'tır.Öyleyse yalnızca O’na teslim olun. (Ey Peygamber! Rablerine karşı) alçak gönüllü ve ihlaslı olanları (dünya ve âhiret iyilikleriyle) müjdele! "[ Hac Sûresi: 34]
Kurbanlık hayvanlar, -Hasan Basrî, Katâde ve başkalarının da dedikleri gibi-, Araplar tarafından bilinen deve, sığır ve koyundur.
İkinci şart: Dînen belirtilen yaşa ulaşmış olması gerekir. Bu ise, koyunun altı ayını, devenin beş yaşını, sığırın iki yaşını ve keçinin de bir yaşını doldurmuş olması gerekir.
Nitekim Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Dînen belirlenen yaşa erişmiş hayvandan başka hayvanı (kurban olarak) kesmeyin. Ancak bulamazsanız, altı ayını doldurmuş koyunu (kurban olarak) kesebilirsiniz." [Müslim]
Buna göre, devenin beş yaşını doldurmuş olması veya beş yaşından büyük olması, sığırın iki yaşını doldurmuş olması veya iki yaşından büyük olması, keçinin bir yaşını doldurmuş olması veya bir yaşından büyük olması ve koyunun altı ayını doldurmuş olması gerekir.Yukarıda belirtilen yaşlardan daha küçük yaşta olan hayvan kurban olarak kesilemez.
Üçüncü şart: Kurbanlık hayvanın kurban olarak kesilmesine engel olan şu kusurlardan arınmış olması gerekir:
1. Bir veya iki gözü kör olan veya gözleri düğme gibi dışarı fırlamış veyahut da kör olduğuna açıkça delâlet eden gözlerinin beyaz olmasıdır.
2. Hastalık belirtileri hayvanın üzerinde açıkça görülecek şekilde hasta olmasıdır. Örneğin hayvanın şiddetli ateşe yakalanıp bu hastalığın onu otlamaktan alıkoyması ve onu iştahtan kesmesi veya etini bozan ve etinin sıhhatine tesir eden uyuz hastalığına yakalanması veyahut da vücûdunda onun sıhhatine tesir eden derin bir yaranın olması gibi.
3. Sürüdeki sağlam hayvanlarla birlikte yürümesine veya onlara yetişmesine engel olacak şekilde topal olmasıdır.
4. Kemiklerinde ilik kalmayacak şekilde iyice zayıflamış olmasıdır.
Nitekim Berâ b. Âzib'ten -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e kurbanlık hayvanlardan hangisinden uzak durulur (kurban edilmez) diye sorulmuş, bunun üzerine o eliyle işâret ederek şöyle şöyle buyurmuştur:Dört sınıf hayvan kurban edilmez: Topallığı açıkça belli olan,gözlerinin körlüğü açıkça belli olan, hastalığı açıkça belli olan ve eti kalmayacak kadar yaşlı olan hayvan."[ Mâlik]
Yine, Berâ b. Âzib'ten -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, o şöyle demiştir: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- aramaızda iken ayağa kalktı ve şöyle buyurdu: Dört sınıf hayvanı kurban olarak kesmek câiz değildir: Körlüğü açıkça belli olan, hastalığı açıkça belli olan, topallığı açıkça belli olan ve yürüyemeyecek kadar ayağı kırık olan hayvan."[ Mâlik]
Bu dört kusur, bir hayvanın kurbanlık olarak kesilmesine engeldir. Bu kusurlara benzeyen veya daha fazla olan kusurlar da bu dört kusura girer.
Aşağıdaki kusurları içeren hayvanların da kurbanlık olarak kesilmesi geçerli olmaz:
1. Gözleriyle göremeyecek kadar kör olan.
2. Haddinden fazla aşırı bir şekilde yiyip de karnı şişen hayvan, tehlikesi geçinceye kadar bekletilir.
3. Zor doğuran hayvan tehlikesi geçinceye kadar bekletilir.
4. Boğulma veya yüksek bir yerden düşmesi sonucu ölüm tehlikesi geçiren hayvan, ölüm tehlikesi geçinceye kadar bekletilir.
5. Kesileceği yere gidemeyecek kadar yürümekten âciz olan hayvan.
6. Ön veya arka ayaklarından birisi veya her ikisi kesik olan hayvan.
Yukarıda sayılan 6 kusuru daha önce hadiste zikredilen 4 kusura eklediğiniz takdirde bir hayvanın kurban olarak kesilmesine engel olan kusurların toplamı 10 tane olur.
Dördüncü şart: Kurbanlık hayvanın, kurban kesecek kimseye âit olması veya kurban kesecek kimsenin, kurbanlık hayvanı kesmede dînen kendisine izin verilen kimse olması veyahut kurbanlık hayvanın sahibi tarafından kendisine izin verilmesi gerekir. Örneğin gaspedilmiş, çalınmış veya bâtıl bir iddiâ ile elde edilmiş bir hayvan, kurban olarak kesilirse, geçerli olmaz.Çünkü günah işleyerek Allah Teâlâ'ya ibâdet etmek, geçerli olmaz. Gelenek haline gelmişse ve kurban kesilmediği takdirde yetimin kalbi kırılacaksa, yetimin velisi konumunda olan kimsenin yetimin malından kurbanlık satın alıp onu keserse, yetimin kurbanı geçerli olur. Vekil tayin edilen kimse, vekilinin iznini aldıktan sonra vekili adına kurban keserse, kurbanı geçerli olur.
Beşinci şart: Kurbanı, dînen belirlenen vakitte kesmesi gerekir.Bu vakit ise, bayramın birinci günü bayram namazından sonra başlar, Teşrik günlerinin son günü olan Zilhicce ayının 13. gününün güneş batımında son bulur. Böylelikle kurban kesme süresi 4 gün olur. Yani, bayramın 1. günü bayram namazından sonra başlar, üç gün sonraki günde biter.Her kim, bayram namazından önce veya Zilhicce ayının 13. gününün güneş batımından sonra kurbanını keserse, kurbanı geçerli olmaz.
Nitekim Berâ b. Âzib'ten -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz ki bu günümüzde ilk yaptığımız şey, namazı (bayram namazını) kılarız. Sonra (evimize) döneriz ve kurbanımızı keseriz. Kim, böyle yaparsa, bizim yolumuz üzere yapmıştır.Kim de namazdan (bayram namazından) önce kurbanını keserse, o kestiği kurban, kendi ehline sunduğu bir et olur. O, kurbandan bir şey sayılmaz."[ Buhârî]
Başka bir rivâyette ise şöyle buyurmuştur: "Kim namazdan (bayram namazından) sonra kurbanını keserse,kurbanı tamamlanmış ve müslümanların yolu üzere yapmış olur." [Buhârî]
Yine, Cundub b. Sufyan el-Becelî'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre o şöyle demiştir:
"Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e, bayramın birinci günü şöyle derken şâhit oldum: "Kim, namaz (bayram namazını) kılmadan önce kurbanını kesmişse, onun yerine başka birisini kurban olarak kessin. Kim de kurbanını kesmemişse, kurbanını kessin." [Buhârî]
Yine, Nubeyşe el-Huzelî'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Teşrik günleri (Zilhicce ayının 11.,12. ve 13. günleri), yeme, içme ve Allah -azze ve celle-'yi anma günleridir." [Müslim]
Fakat kurban kesecek kimsenin herhangi bir kusuru olmaksızın, kurbanı kaçıp gider de kurbanını Teşrik günlerinden sonra yakalarsa veya kurbanını kesmesi için birisini vekil tayin ettikten sonra vekil olan kimse onun kurbanını tayin edilen günlerde kesmeyi unutursa, özründen dolayı vakti çıktıktan sonra kurbanı kesmesinde bir sakınca yoktur. Bunun gibi, bir kimse bayram namazına gidemeyip uykuya kalırsa veya unutursa, uykudan uyandığı veya hatırladığı zaman kurbanını keser.
Kurbanı, dînen belirlenen günlerin gündüz ve gecesinde kesmek, câizdir.Fakat gündüz kesmek daha fazîletlidir.Bayramın birinci günü ikinci hutbeden sonra kurbanı kesmek daha fazîletlidir. Kurban kesmek, hayırlı işe acele etmek olduğu için, bir önceki gün, bir sonraki günden daha fazîletlidir.

Bir Ev Halkı İçin, Tek Bir Kurban Yeterli
Ebû Eyyûb el-Ensârî (r.anh) anlatıyor: “(Peygamber (s.a.v.) zamanında)biz bir tek koyun/koç kurban ederdik. Kişi bunu kendisi ve aile fertleri adına keserdi; yerlerdi ve ikram ederlerdi. Fakat bilâhare insanlar (dindarlık konusunda) birbirleriyle yarış ve rekabete girdiler de, kurban kesmek mağrurluk alâmeti oldu.(Muvatta’, Dahâyâ 4,5; Tirmizî, Edâhî 10; İbn Mâce, Edâhî 10.


Kurbana Ortak Katılmak 
Deve veya sığır olduğunda kurbana ortak katılmak caizdir. Sığır veya deveye 7 kişiye kadar, kurban kesmeyi ve Allah'a yakınlığı amaçlayan insan katılabilir.
Câbir'den rivayete göre, o şöyle demiştir: «
Nebî aleyhisselam ile beraber Hudeybiye'de iken bir deveyi 7 kişi ve bir sığırı 7 kişi kurban ettik(Hadisi Muslim; Ebû Dâvûd: Dahaya: 6; İbn Mâce: Dahaya: 5 ve Tirmizi kaydetmiştir.)

Muslim'in lafzında şöyle denilmektedir: "Rasulullah (s.a.v.) ile birlikte hacca niyyet ederek çıktık. Rasulullah (s.a.v.) bizlere deve ve sığırda bizlerden her 7 kişinin için bir bedeneye ortak olmasını emretti." 

Kurban Kesmenin Zamanı:

 Berâ b. Azib'in rivayet ettiği hadis şu şekildedir: "Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Bizim bu günümüzde ilk yapacağımız iş, önce namaz kılmak, sonra dönüp kurbanımızı kesmektir. Kim böyle yaparsa bizim sünnetimize uymuş olur. Her kim bundan önce kurbanını kesecek olursa, o kurban aile halkına takdim ettiği bir etten başka bir şey olmaz, bunun kurban olması söz konusu değildir" (Buhari ve Muslim rivayet etmiştir. Nasbu'r-Râye, IV, 212) 
İbni Hibbân'ın bir rivayetinde: "Bütün teşrîk günlerinde kurban kesilir." denilmektedir.
(imam Ahmed ve Dârakutnî "Bütün teşrîk günleri kurban kesme günleridir" şeklinde rivayet etmişlerdir. Bu, aynı zamanda bütün teşrîk günlerinin kurban kesme günleri olduğunu ve bunların da kurbanın birinci günü ile bundan sonraki üç gün olduğunun delilidir. Neylu'l-Evtâr, V, 125.

Kurbanda Vekâlet Verme İşi :

Bir müslüman kurbanını kendisi kesebileceği gibi bir müslümana da kestirebilir. Ancak kendisinin kesmesi daha faziletlidir. Kurbanı kestirme konusundaki izin bizzat ifâde edilebileceği gibi, izne delâlet eden söz, fiil ve davranışlar da izin sayılır. 

Kurbanın Boğazlanması : 

Hayvanın yüzü ve ayakları kıbleye gelecek şekilde sol tarafı üzerine yatırılır. Sağ arka ayağı serbest bırakılarak, diğer üçü bağlanır (isteyen tamamını bağlar) ve kıbleye karşı durularak şu âyetler kurban sahibi veya vekili tarafından okunur: "İnnîi veccehtu vechiye lillezii fatara`s-semâvâti ve`l-erda hanîifen ve mâ enâ minel muşrikiin" (En`âm, 79) "Ben yüzümü tamamen, gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim ve artık ben asla Allah'a ortak koşanlardan değilim"

"İnne salâtî ve nusukîi ve mehyâye ve memâtîi lillâhi rabbi`l-âlemiin." (En`âm, 162) "Benim namazım, kurbanım (ibadetim) , hayatım ve ölümüm hep âlemlerin Rabbi Allah içindir."

Bu ayetlerden sonra, "Allahu ekber Allahu ekber. Lâ ilâhe İllâllahu vellahu ekber. Allahu ekber ve lillâhil hamd" şeklinde tekbir getirillir ve "Bismillâhi Allahu ekber" denilerek hazırlanan keskin bıçak hayvanın boynuna vurulur.
Damar ve borular tamamen kesilerek kan iyice akıtılır. Hayvan böylece kesildikten sonra tamamen ölünceye kadar beklenir. Sonra kafa koparılır. Ve usûlune uygun olarak yüzülür. Karnı açılır, iç organlar çıkarılır ve gövde ve etler parçalanır.

Kesim esnasında yemek borusu, nefes borusu ve boğazın iki yanlarında bulunan şah damarları birden kesilir. 
Kan tamamıyla akıtılıp bitinceye kadar beklenir.


Hayvan ölmeden (en az 5 dakika gerekirse 10 dakika bekleyin, tamamen hareketsiz ve sessiz kalana kadar)kafası vucuttan ayrılmaz, İLİĞİ KESİNLİKLE KESİLMEZ!
Veya
Kesim için yapılacak dua: Kesimden önce “Allahümme hâzâ minke ve leke, inne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbil âlemîn. Allahümme tekabbel minna. Amin.” denerek okunup kesim başladığında Çevreden bulunanlarla birlikte teşrik tekbiri getirilir “Allahu Ekber, Allahu Ekber, Lâ ilâhe illâllâhu vallâhu Ekber, Allahu Ekber ve lillâhi’l-Hamd” Kesim: Kesen kişi “Bismillahi Allahü Ekber” dedikten sonra beklemeden kurbanın boyun kısmında 3 damarı birden kesmeli. Yön: Kurbanlık hayvan başı ve ayakları kıbleye döndürülmeli. Kesen kişinin de kıbleye yönelmesi sünnettir. Vekalet: Kurbanın sahibi kesmeyi bilmiyor ise kesebilecek başka birini vekil tayin ederek kestirebilir. Bunun için (Allah rızâsı için bayram kurbanımı kesmeye seni vekil ettim) demesi ve kalben de niyet etmesi lâzımdır. Kanın akması için derinliği ve genişliği yarım metre olan bir kuyu açılmalı. İş bitiminde kapatılmalı.

Önemli İkaz : 
Kurban bayramının ilanı da; Ramadan Orucuna başlama ve Bayram yapmada olduğu gibi Hilalin görülmesiyle ilan edilir ve Bayram namazı kılınıp kurbanlar kesilir.

Kurban Kesecek Kişi; Zilhicce Ayı Girdikten Sonra, Kurbanı Kesene Kadar, Saçını, Tırnağını ve Vucudundaki Kılları Kesemez!
Said bin Museyyeb (Rahmetullahi Aleyh) şöyle dedi: “Ummu Seleme (Radiyallahu Anha)’yı işittim şöyle diyordu:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i işittim: 
Herhangi birinizin keseceği kurbanlık hayvanı varken, Zilhicce ayının hilali görülürse artık o kimse, kurbanını kesene kadar vucudundaki kıllardan, saçından ve tırnaklarından hiçbir şeyi almasın’ buyuruyordu.”(Muslim, 1977/42; Nesei, 4373, 4376; İbni Mace, 3149, 3150; Beyhaki , 9/266; Ahmed, 26536)(Kurban kesecek kişi, kurban bayramına 10 gün kala vücut temizliğini yapar ve kurbanını kesene kadar vücudundan hiçbir şeyi kesmez)

- Ebu Katâde (r. anh)'den rivayete göre, Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu :"Arafe günü tutulacak orucun önceki ve sonraki senenin günahlarına keffârat olacağına umit ederim."(Muslim, Sıyam 18 ; İbn Mâce , Sıyam 40; Tirmizi, Oruç Bölümü 46, Hadis No: 749; Tirmizi, C 3, Hadis no: 2425)Tirmizi : Bu konuda Ebu Said'den de hadis rivayet edilmiştir.


 Huneyde b. Halid (r. anh)’in hanımından naklettiğine göre, şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.v)’in hanımlarından birinin şöyle dediğini duydum:
Rasûlullah (s.a.v), Aşûra günü, Zilhicce ayından dokuz günü, ve her aydan da üç günü oruçla geçirirdi. Bu üç gün o ayın ilk pazartesi günüyle iki Perşembe günleridir.” (Buhârî, Savm: 68; Muslim, Sıyam: 20; Nesai, 22- Kitabu's Siyam, Hadis No: 2332 ; Ebu Davud, Oruç Bölümü, 2437)Ebu Davud'da, Hadiste geçen "her aydan da üç günü oruçla geçirirdi" açıklamasında her ayın 13, 14, 15. günleri olarak bildirilmiştir.


Hafsa (r.anha)dan : "
Rasulullah (s.a.v.) Efendimiz, zilhiccenin dokuzuncu günü, Aşura günü, her aydan üç gün ve her ayın ilk pazartesi ve perşembe günleri oruç tutardı."(Ebu Davud, savm: 61; Ahmed: 5/271, 288, 42)

İbn Abbas (r. anhuma)'tan rivayete göre, şöyle demiştir: Rasulullah (s.a.v.) Zilhiccenin ilk on gününü kastederek :"Kendisinde iyi eylemler yapılan günlerin Allah katında en sevimlisidir" buyurdu.Ashab: "Ey Allahın Rasulu! Allah yolunda cihad etmekte mi aynı şekildedir? diye sordular. Rasulullah (s.a.v.): "Evet cihad da öyledir, ancak kişi hem malının tamamını, hem de canını o yolda feda ederse o mustesnadır" buyurdu. (Buhari , İydeyn: 11; Tirmizi, Savm: 51 ; Ebu Davud; Oruç:2438)

Ebû Hurayra (r. anh)'ın rivayetine göre Rasulullah (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) şöyle buyuruyor: Allah’a ibadet edilecek günler içinde Zilhicce’nin ilk on gününden daha sevimli günler yoktur. O günlerde tutulan her günün orucu bir senelik oruca, her gecesinde kılınan namazlar da Kadir Gecesine denktir. (İbni Mâce, Sıyam: 39)

Zilhicce’nin ilk on gününden maksat ilk dokuz günüdür. Çünkü Zilhicce’nin onuncu günü Kurban Bayramının birinci günü olduğu için bugün oruç tutmak caiz değildir. Mustehab olan oruç, Kurban Bayramından önceki ilk dokuz gündür.

 Teşrik Tekbirleri
"Allahu ekber Allahu ekber, Lâ ilâhe illallahu vallahu ekber. Allahu ekber ve lillahi'l-hamd" diye tekbir getirilir ki, buna "teşrîk tekbiri" denir. Anlamı şöyledir: "Allah herşeyden yücedir, Allah herşeyden yücedir. Allah'tan başka ilâh yoktur. O Allah herşeyden yücedir, Allah herşeyden yücedir. Hamd Allah'a mahsustur". Tekbirlerin bu şekli Ali ve Abdullah b. Mes'ûd (r. anhumâ)'ya dayanır. 
Rasulullah (s.a.v.) arafe gününün sabahından bayramın dördüncü gününün ikindisine kadar farz namazından sonra tekbir getirirdi. (Dâra Kutni)
"Bayramlarınızı tekbirlerle süsleyiniz" (Taberani)
TEŞRİK TEKBİRLERİNİ UNUTMAYALIM
İbni Ömer ile Ebu Hureyre, Zilhiccenin bu on günler içinde çarşıya çıkarlar, yüksek sesle tekbir getirirlerdi ; bunları işiten insanlar da onların tekbirlerine uyarak yüksek sesle tekbir getirirlerdi. Buhari Abdullah b. Mes'ûd -Allah ondan razı olsun- şöyle tekbir ge­tirirdi: -Allahu ekber, Allahu ekber, " lailahe illallahu vallahu ekber, Allahu ekber ve lillahil hamd»Abdullah b. Abbâs -Allah ondan razı olsun- da şöyle tekbir getirirdi: «Allahu ekber, Allahu ekber, Allahu ekber ve lillahil hamd, Allahu ekber ve eceli Allahu ekber ala mâ hedâna »Sahabeden vârid olan her bir lafızla tekbir getirmek caiz ve meşrudur.

TEBRİKLEŞMEK
"Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem'in ashabı bayram günü karşılaştıklarında Tagabbal allahu minna va minkum Allah (yaptığımız amelleri) bizden ve sizden kabul buyursun, derlerdi." "Bayram için tebrikleşmek caizdir. Bunun için özel bir tebrik sözcüğü yoktur. Herhangi bir mahzurlu anlam ifâde etmediği sûrece insanların alışageldikleri tebrik lafızlarını kullanmak da caizdir."

Bayram namazı
Cabir b.Abdullah r.a şöyle dedi : “ Bayram günü Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem ile beraber namazda hazır bulundum. Hutbeden önce ezansız ve kametsiz olarak namaza başladı. Müslüm

Ömer r.a’dan,o şöyle demiştir : Muhammed s.a.v’in diliyle sabit olduğu üzere farz namaz yolculukta iki rekattır,Cuma namazı iki rekattır, iki bayram namazı ikişer rekattır. Bu tamamdır, kasır değildir. İbn Mace

Abdullah b.Amr r.a’dan : Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu : Ramazan bayramında tekbir, birinci rekatta yedi,ikinci rekatta ise beşdir. Her iki rekatta da kıraat tekbirlerden sonradır. Ebu Davud

Aişe r.a şöyle dedi : Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem Ramazan ve Kurban bayramı namazlarında birinci rekatta yedi, ikinci rekatta beş kere tekbir alırdı. Ebu Davud
Namazla ilgili diğer umum ifadelerde de zikredildiği gibi, eller göğse bağlanır ve her tekbirde de kaldırılır.

Ebu Hureyre r.a dan. Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdular : Bu gününüzde iki bayram birleşti. Dileyen kimse için bayram namazı Cuma namazına da bedel olarak yeter. Fakat biz cumayı da kılacağız inşaallah. Ebu Davud

Abdullah b. Es-Saib r.a şöyle dedi : Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem ile bayram namazında hazır bulundum. Bayram namazını bitirince şöyle buyurdu : Biz şimdi hutbe okuyacağız, hutbeyi dinlemek isteyen otursun. Kim de gitmek isterse o gidebilir.Ebu Davud

- Bayram İçin Gusletmek:
Bayram için guslederek temizlenmek mustehabtır.
«Abdullah İbn Ömer -Allah ondan razı olsun- Ramazan Bayramı günü namazgaha gitmeden önce guslederdi.» Muvatta

CUMA VE BAYRAMIN AYNI GÜNE RASTLAMASI ; 
BAYRAM NAMAZINA GİDİŞ 

Ebu Hurayra (radıyallahu anh) anlatıyor: "Rasulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Şu gününüzde iki bayram bir araya geldi. Dileyene (bayram ) cumu'a için de yeterlidir. Biz her ikisini birleştiriyoruz."(Ebu Dâvud, Salât 217, (1074); İbnu Mâce, İkâmet 166, (1311).)

Ebu Ubeyd Sa'id İbnu Ubeyd'in anlattığına göre, Ömer (radıyallahu anh) ile bir bayramda beraber olmuştur. Ömer önce namaz kıldırmış, sonra hutbe okuyub halka şöyle hitab etmiştir: "Rasulullah (aleyhissalâtu vesselâm) sizleri bu iki bayram gününde oruç tutmaktan men etti. Bu iki bayramdan biri oruç tuttuğunuz aydaki ramazan bayramınızdır. Diğeri de kurbanlarınızdan yediğiniz günün bayramıdır!''

Ebu Ubeyd der ki: "Ben Osman (radıyallahu anh) ile de bayram geçirdim. O da hutbeden önce namaz kıldırdı. Hatta bu bir cum'a günüydü. Avâli halkına şöyle dediler: "Kim Cumu'ayı beklemek isterse beklesin, kim de ailesine dönmek isterse dönsün, kendisine izin verdik.''(Buhari, Edahi 16, Savm 66, 67; Muslim; Siyam 138, (1137).

Kesilen Kurbanın Hamile Olması Durumunda Karnından Çıkan Yavru Ne Yapılır?

Adiyy (r.anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: 
Sığır; yedi kişi için kurban olur.” Dedim ki: “Şayet karnından yavrusu çıkarsa? Onunla beraber yavrusunu da kes” dedi. Ya topal hayvan ne olacak?” dedim. Dedi ki: “Kurban edileceği yere gidebiliyorsa kurban olur.” Dedim ki: “Ya boynuzu kırık hayvan ne olacak? Zararı yok" dedi ve biz emrolunduk veya Rasûlullah (s.a.v.) bize emretti ki: "Kurban edilecek hayvanların göz ve kulaklarını dikkatle inceleyip alın.” (Tirmizi, Kurban, Bab 9, Hadis no: 1503; Ebû Dâvûd, Dehaya: 5; İbn Mâce, Dehaya, 8)

Ebû Said'den demiştir ki: Rasûlullah (s.a.v.)'e anne karnındaki yavrunun hükmünü sordum da:"
Dilerseniz onu yeyiniz." buyurdu. (Hadisin senedinde bulunan râvi) Musedded (bu hadisi şöyle) rivayet etti:Biz (Rasulullah'a): Ey Allahın Rasulu! Biz (bazan) deve boğazlıyoruz. Yahut da sığır ya da koyun kesiyoruz. Karnında yavru buluyoruz. Bu yavruyu atalım mı, yoksa yiyelim mi? diye sorduk."İsterseniz onu yeyiniz. Çünkü onun kesimi annesinin kesilmesiyledir." buyurdu.(Ebu Davud, Kurban, Bab 17 -18, Hadis no: 2827; Tirmizi, sayd 10; lbn Mâce, zebaih 15; Dârimi, edahi 17; Ahmed b. Hanbel, III, 31-39-45-73-53)

KURBANLIK ALIRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

Ali b. ebî Tâlib (r.anh)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: "Rasûlullah(s.a.v.), bize kurbanlık hayvan alırken göz ve kulağına dikkat etmemizi, kulağı, burnu kesik, boynuzu kırılmış hayvanlar dan kurban kesmemeyi bize emretti." (Ebû Dâvûd, Dahaya: 5; İbn Mâce, Dahaya: 8)