16 Ağustos 2012 Perşembe

İSLAMDA NAMAZIN YERİ

İSLAMDA NAMAZIN YERİ
Namaz, ibadeti çok eski zamanlardan beri bilinen bir ibâdettir. Bu ibâdet bütün semâvi dinlerce farz kılınmıştır.
İslam dini namaz ibâdetine çok büyük bir önem vermiştir. Namaz ibadetinin önemi Kur’an ve sünnette yer alan emirlerle vurgulanarak kulların onu asla terk etmemeleri konusun da uyarılmışlardır.
v Namaz dinin direğidir.
v Namaz cennetin anahtarıdır.
v Namaz amellerin en hayırlısıdır.
v Namaz, kıyamet  günü kişinin ilk önce hesaba çekileceği ibadettir.
v Allah bütün Peygamberlerine ve gönderildikleri kavimlere namaz ibadetini farz kılmış peygamberlerin sonuncusu olan Hz Peygamberimize de bu emri şu şekilde vermiştir:
 “Kitaptan sana vahyedileni oku, namazı kıl.”
v Felaha erecek olan mümin kulların en büyük özelliklerinden biri de namazı huşu içinde eda etmektir.
“Müminler felaha ermişlerdir. Onlar ki huşu içinde   namazlarını kılarlar…”
v Savaşta, barışta, hastalıkta, sağlıkta, korkuda, emniyette, yolcu olduğumuz veya olmadığımız durumlarda, -hasılı durum ve şartlar ne olursa olsun- namazı edâ etmek her müslümanın üzerine farzdır. Namaz kılmak içinde bulunduğu durum ve şartlara göre kolaylaştırılmıştır. Allahu Teâlâ şöyle buyurur:
v  “Şâyet korku içindeyseniz yürüyerek veya binek üzerinde (namazınızı eda ediniz” 
v Savaş ve korku halinde yürürken veya koşarken rükû  ve secde yapmadan da namaz kılınabilir.  Böyle durumlarda kıbleye dönmek farz  değildir.
v Allahu Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
v  “Doğu da Allah’ındır batı da. Nereye yönelirseniz onun yüzüne yönelmiş olursunuz.” (Bakara :115)
v Allahu Teâlâ namazını vaktin çıkıncaya  kadar tehir ederek bu konuda gaflet gösterenleri çok şiddetli bir şekilde uyarmıştır.
v  “O namaz kılanlara yazıklar olsun. Onlar ki namazları konusunda gaflet içindedirler..” (Maun:4-5)
NAMAZIN FAZİLETİ
Namaz kılmak islamın şartlarından ikincisidir ve iki şahadetten sonra en önemli şarttır.
Başka bir âyette Allahu Teâlâ şöyle buyurur:
“Gerçekten müminler kurtuluşa ermişlerdir. Onlar ki namazlarında huşu içindedirler.” (Mu’minun:1-2)
         Namaz, kul ile Rabbi arasında bir bağdır. Allah’ın Resûlü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur:
 “Sizden biri namazında Allah’a yalvardığında; Yüce Allah bir kutsi hadiste beyan edildiği üzere şöyle buyurur: Namazı kendim ile kulum arasında ikiye ayırdım, kuluma dilediğini veririm; kulum “El-hamdü lillahi Rabbi’l- âlemin” dediğinde “Kulum bana hamd etti” derim. Kulum, “Er-Rahmanirrahim” dediğinde; kulum beni övdü derim. Kulum, “Maliki yevmiddîn” dediğinde; kulum beni yüceltti” derim. Kulum, “İyyake na’budü ve iyyake nestaîn” dediğinde, derim ki; bu kulumla benim aramdadır, kulumun istediği kabuldür. Kulum, “İhdina's-sırada'l-müstagîm, sıradallezine en’amte aleyhim, ğayri'l-madûbi aleyhim vela'd-dâllîn” dediğinde; bu kulum içindir ve kulumun isteği kabuldür derim.”  
                  Namaz ibadetlerin bahçesidir. Onda her türlü ibâdeti görmek mümkündür. Namaz insanın başı daraldığında ona yardımcı olur, her türlü kötülük ve ahlaksızlıklardan insanı alı kor. Allahu Teâlâ şöyle buyurur:
 “Sabır ve namaz ile Allah’tan yardım isteyin.” (Bakara:153)
Başka bir âyette şöyle buyurulur:
 “Sana Rabbinden vahyedileni oku ve namazı kıl, muhakkak  ki namaz bütün fahişeliklerden ve kötülüklerden korur.” (Ankebut:45)
Namaz, müminlerin kalplerinin huzuru gözlerinin nûrudur. Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem söyle buyurmaktadır:
 “Namaz gözümün nuru kılındı.”
         Namaz hataları siler günahlara kefaret olur. Allah’ın Resûlü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur:
 “İçinizden birinin evinin önünde bir nehir olsa da günde beş defa burada yıkansa onda bir kir kalır mı? Dediler ki: Onda hiç bir kir kalmaz. Dedi ki: İşte aynı bu şekilde Allah, beş vakit namaz ile kişinin hatalarını siler götürür.”
Başka bir hadiste Allah’ın Resûlü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur:
“Beş vakit namaz kendi vakitleri arasında meydana gelen günahlara ve iki Cuma da ikisi arasındaki vakitler içinde meydana gelen günahlara kefâret olurlar.”
İbn-i Ömer’in Allah’ın Resûlü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den rivayet ettiği hadiste şöyle buyurulur:
“Cemaatle kılınan namaz fert olarak kılınan namazdan yirmi yedi kat daha faziletlidir.”
    İbn-i Mesud (Allah ondan razı olsun) şöyle der: Kim ki müslüman olarak yarın Allah’ın huzuruna çıkmak isterse (mahşerde onlarla çağrılacağı) şu namazlarını gereği gibi kılsın. Allah sizin Peygamberinize hidâyet yolları (sünnetleri) tayin etmiştir, işte bu namazlar hidayet yollarındandır . Şayet siz şu geri kalan gibi namazlarınızı evinizde kılarsanız peygamberinizin sünnetini terk etiniz demektir ve şayet Peygamberinizin sünnetini terk ederseniz dalalete düşersiniz. İçinizden biri temizlenir (abdest alır)  ve bunu en güzel bir şekilde yapar da daha sonra mescitlerden birine namaz kılmaya giderse Allah onun attığı her adım için bir sevap yazar, derecesini yükseltir ve günahlarını siler. Bizim içimizde ancak nifakları belli olanlar (cemaatle kılınana) namazdan geri kalırlardı. İçimizde öyle kişiler vardı ki ancak iki kişiye yaslanmak suretiyle namaza dursa da (cemaatle kılınan) namazdan geri kalmazlardı.”
NAMAZIN ŞARTLARI
Namazın şartları dokuzdur:
Bu şartlar yerine getirilmediği takdirde namaz olmaz: İslam, akıl, temyiz, hadesten taharet, necasetten taharet, avret yerlerini örtmek, vaktin girmesi, kıbleye yönelmek, niyet etmek.
Birinci Şart: Müslüman olmak; kafir biri hangi
ameli işlerse işlesin işlediği amel kabul edilmez. Şu ayeti kerime bu duruma delil olmaktadır:
 “Allah’a ortak koşanlar, kendilerinin kâfirliğine bizzat kendileri şahitlik ederlerken, Allah’ın mescitlerini imar etme hakları yoktur. Onların bütün işleri boş gitmiştir. Ve onlar ateşte ebedi kalacaklardır.” (Tevbe:17)
İkinci Şart: Akıl; delinin aklı gelene kadar kendisinden kalem kaldırılmıştır. Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur:
“Üç sınıf insandan kalem kalkmıştır: Uykuda olandan, uyanana kadar; deli olandan, aklı gelene kadar; çocuktan, bulûğa erene kadar.”
Üçüncü Şart: Akıl-bâliğ olmak: Allah’ın Resûlü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur:
“Çocuklarınıza yedi yaşına ulaştıklarında namaz kılmalarını emredin, şayet on yaşına geldikleri halde hâlâ kılmazlarsa onları dövün ve yataklarını ayırın.”
Dördüncü Şart: Hadesten temizlik; bu abdest veya gusül ile olur. Hadesten temizlenmenin on şartı vardır: Müslüman olmak, akıl, temyiz, niyet, niyet, temizlik bitene kadar aynı niyetin taşınması, abdesti gerektiren her hangi bir fiilin abdeste başlamadan önce tamamen kesilmesi, temizliğe başlamadan önce istinca veya isticmar yolu ile hükmen de olsa bir temizliğin yapılması, suyun temiz olması, suyun mübah olması, suyun cilde ulaşmasını engelleyen her türlü engelin ortadan kaldırılması, devamlı bir şekilde abdestini bozma durumunda olan biri için ibadet vaktinin girmiş olması. Bütün bedeni ve elbiseyi ve namaz kılınacak yeri her türlü pislikten temizlemek. Allahu Teâlâ şöyle buyurur:
 “Elbiseni temiz tut.”  (Müddesir:4)
Altıncı şart: Avret yerlerini örtmek: Avret yerlerini örtme imkanı olduğu halde, avret yerlerini örtmeden namaz kılanın namazının kabul olmayacağı konusunda islam alimleri görüş birliği içindedirler. Erkek veya kadın köle göbek ile diz kapağı arasını örtmelidir. Hür kadın namazda yüzü hariç bütün her yerini örtmelidir. Allahu Teâlâ şöyle buyurur:
 “Ey Ademoğulları mescitlere giderken ziynetlerinizi (güzel elbiselerinizi) kuşanın.” (El-Araf:31)
Burada mescitlerden kasıt namaza gelmek veya namaza durmaktır.
Yedinci şart: Vaktin girmesi. Allahu Teâlâ şöyle buyurur:
 “Namaz belirli vakitlerde kılınmak üzere müslümanların üzerine bir farz kılınmıştır.” (Nisa: 103)
Cibril (Aleyhi-s’selam) vakitlerin başında ve sonunda Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e imamlık etti ve ardından:
 “Ey Muhammed namaz vakitleri bu iki vaktin arasındadır.” Dedi.
Sekizinci şart: Kıbleye yönelmek. Allahu Teâlâ şöyle buyurur:
 “Yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir nerede olursanız olun yüzünüzü o yöne doğru çeviriniz.”
(Bakara:144)
Dokuzuncu Şart: Niyet etmek. Niyetin yeri kalptir. Niyeti sesli yapmak bidattir. Bunun delili şu hadistir:
“Ameller niyetlere göredir ve insan için niyet ettiği amel vardır.”
NAMAZIN ERKÂNI
Namazın erkânı on dörttür. Namazın şartlarından biri eksik olduğunda namaz olmaz.
1.     Gücü yetenin ayakta durarak namaz kılması. Allahu Teâlâ şöyle buyurur:
“Namazları ve orta namazını devamlı bir şekilde kılınız. Allah’a saygı ve bağlılık içinde ayakta namaz kılınız.” (Bakara:238)
 İftitah tekbiri. Delili şu hadistir:
 “(Namazın) girişi tekbirledir çıkışı selam vermektir.”
2.     Fatihanın okunması.
3.     Rükû.
4.     Rükûdan doğrulmak.
5.     Secde etmek.
6.     Secdeden doğrulmak.
7.     İki secde arasında oturmak.
8.     Bütün rükünleri acele etmeden ve hakkını         vererek yapmak.
9.     Tertip.
10.           Son teşehhüt.
11.           Son teşehhütte oturmak.
12.           Peygamberimize salat-ı selam getirmek.
13.           Önce sağa sonra sola selam vermek.
İKİ REKATLI BİR NAMAZIN KILINIŞ ŞEKLİ
(Örnek olarak sabah namazı)
BİRİNCİ REKAT:
1.     Öncelikle abdest aldıktan sonra sabah namazının iki rekat sünnetini veya farzını kılmaya içinden niyet edersin. Niyet kalpten yapılır, dil ile telaffuz edilmez. 
2.     Kıbleye dönülür, kollar kulakların hizasına kadar kaldırılarak “Allahu Ekber” diyerek tekbir getirilir.  Tekbir getirirken eller kulak hizasını geçecek şekilde kaldırılmaz. Sağ el sol elin üzerine gelmek suretiyle göğüs üzerine bağlanır. Daha sonra
 “Eûzu billahi mineşşeytanirracîm,    Bismillahirrah-manirrahim” denerek euzü-besmele şekilir.
Manası:“Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım, Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla başlarım.”
3.     Daha sonra şu veya sünnette varit olan başka bir dua okunur.
“Sübhaneke Allahumme vebihamdik, ve tebareke’smük, ve teâlâ ceddük ve la ilahe ğayruk.”
“Allahım sana hamd ederek seni tesbih ederim. İsmin kutsaldır, şanın yücedir. Sen den başka ilah yoktur.”
Daha sonra fatiha suresi okunur.
 “Hamd (ve övme ve övülme) âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. O, rahmandır ve rahimdir. Ceza gününün sahibidir. (Rabbimiz!) ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız. Bizi doğru yola kovuştur. Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduklarının yoluna, gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna değil!”  Amin!   
Ardından Kur’andan bir sure veya kolayına gelen birkaç âyet okur. Örneğin ihlas suresi okunabilir.
 1-İki elini kulak hizasına kadar kaldırıp tekrar tekbir getirilir, daha sonra rükûya gidilir, eller diz kapaklarının üzerine konulur. Üç defa: «سُبْحَانَ رَبِّيَ العَظِيمِ» “Sübhâne Rabbiye'l-azîm”   “Ulu Rabbimi tesbih ederim” denir.  Rükûdan doğrulurken elleri   kaldırılarak:
 “Semiallahu limen hamideh”
“Allah kendisine hamd edeni duyar. Rabbimiz! Hamd senin içindir.”Der.
         3-Daha sonra tekbir getirerek secdeye gidilir. Secdede ellerin içi, dizler, alın ve burnun yere değmesi gerekir. Ayak parmakları kıbleye doğru yönlendirilir, kol dirsekleri yere yapıştırmayıp, yukarıya doğru  kaldırılmalıdır. Secdede üç defa:
 “Sübhane Rabbiye’l- â’lâ”
“En Yüce olan Rabbimi tesbih ederim.”  Denir.
         4-Daha sonra tekbir getirerek secdeden doğrularak oturuma geçilir.  Eller iki dizin üzerine konulur ve:
 “Rabbi'ğfirlî, ve'rhamnî, ve'hdinî, ve âfinî, ve'rhamnî”
“Rabbim! Beni bağışla! Bana merhamet et! Bana hidayet et! Bana âfiyet ver! Beni rızıklandır!”
5-Daha sonra tekrar tekbir getirerek secdeye gidilir. Secdede üç defa:
Denir.
İKİNCİ REKAT
İkinci secdeden sonra ayağa kalkılır. Bu kalkış, ikinci rekata kalkış olmaktadır. Daha sonra “Eûzubillahimineşşeytanirracîm, Bismillahirrahmanirrahîm.” denerek Fatiha suresi okunur. Ardından kısa bir sûre veya ezbere bilinen  ayetlerden istenildiği kadar okunabilir. Daha sonra birinci rekatta olduğu gibi rükû ve secde yapılır. Secdeler daima iki defa yapılacaktır. İkinci secdeden sonra oturulur. Sağ elin parmakları yumularak işaret parmağı kaldırılır. Bu oturuşa teşehhüt oturuşu denir. Bu oturuşta şu dualar okunur: (Teşehhüt duası)
 “Etttehiyyâtü lillahi ve’s-salavâtü ve’t-tayyibâtü es-selamü aleyke eyyühe'n-nebiyyu verammetullahi ve berakâtuhu, es-selamü aleyna ve ala ibadillahi's-salihin, eşhedü ella ilahe illallah ve eşhedü enne muhammeden abduhu ve resulühü.”
Manası: “Her türlü tâ’zim, her türlü övgüler, dualar, bütün güzel işler ibadetler Allah’a mahsustur. Ey Peygamber Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi senin üzerine olsun. Allah’ın selamı bizim üzerimize ve Allah’ın salih kullarının üzerine olsun. Şahadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur. Yine şahadet ederim ki Muhammed Allah’ın kulu ve elçisidir.”
(Salavatlar)
 “Allahümme salli ala Muhammed’in ve alâ âli Muhammed’in kemâ salleyte alâ İbrahîm’e ve alâ âli İbrahim’e inneke hamidu'm-mecîd.”
Manası:“Allahım! İbrahim’e ve onun ailesine rahmet ettiğin gibi Muhammed’e ve onun ailesine de rahmet et. Muhakkak ki sen övgüye layık olansın ve yücesin.”
  “Allahümme bârik ala Muhammed’in ve alâ âli Muhammed’in kema bârekte alâ İbrahim’e ve alâ âli İbrahim’e inneke hamidu'm-mecid.”
Manası:“Allahım! İbrahim’e ve onun ailesini bereketlendirdiğin gibi Muhammed’e ve onun ailesine de bereketlendir. Muhakkak ki sen övgüye layık olansın ve yücesin.” 
***                   ***                        ***               
 “Allahümme innî euzü bike min azâbi cehennem ve min azâbi’l-gabri, ve min fitneti’l-mahya ve’l-memât ve min fitneti’l-Mesihi’d-deccal.”
Manası:“Allahım! Cehennem ve kabir azabından, hayatın ölümün ve Deccal’in fitnesinden sana sığınırım.”
Daha sonra başını sağ tarafa yönelterek:
 “Esselâmü Aleyküm ve rahmetullâh.”
Manası:“Allah’ın selâmı ve rahmeti üzerinize olsun.” diyerek selam verir.  Ardından başını sol tarafa yönelterek aynı selamı verir.
İki rekatlı bir namaz bu şekilde bitmiş olur.
Namazdan sonra sünnette varit olan zikirler ve dualar yapılır. Ayet’el-kürsiyi okumak, ihlas, muavvizeteyn (Nâs ve Felak) surelerini okumak, diğer tesbihâtı yapmak  gibi. Örneğin şu duayı yapmak gibi.
 “Allahumme innî alâ zikrike ve şükrike ve hüsni ibâdetike.”
Manası:“Allahım! Seni zikretme, sana şükretme ve güzel şekilde sana ibadet etme konusunda bana yardımcı ol!”
NAMAZIN SÜNNETLERİ
1.  İftitah Tekbirinde, rükûya giderken, rükûdan kalkarken ve üçüncü rekata kalkarken getirilen tekbirlerde elleri omuz hizasına kadar kaldırmak.
2.  Elleri bağlarken sağ eli sol elin üzerine koyarak göğüs üzerine bağlamak.
3.  Namazın başında açılış duası okumak. Bu konuda Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) den değişik dualar varid olmuştur. Sübhaneke duası gibi.
4.  İlk okumaya başlandığında kovulmuş şeytandan Allah’a sığınmak. Yani (sesziz olarak “Eûzü billahimineşşeytanirracîm”  demek sünnettir.
5.  Fatihanın sonunda “Amin!” demek.
6.  Fatihadan sonra küçük bir sûre veya okuyabildiği kadar Kur’andan âyetler okumak.
7.  Rükûdan kalkış hariç bütün eğilip doğrulmalarda tekbir getirmek.
8.  Beli düz tutup başı belin hizasında tutmak, parmakları açık tutmak kaydıyla ellerin iç kısımları ile iki diz kapağına dayayarak destek almak.
9.  Rükûda üç defa    «سُبْحَانَ رَبِّيَ العَظِيمِ » demek.
10.           Rükûdan kalkınca «سَمِعَ اللهُ لِمَنْ حَمِدَهُ اللَّهُمَّ رَبَّنَا لَكَ الحَمْدُ»                  demek.
11.           Rükuda şu durumlara dikkat edilmelidir:
12.           Secdede alın, burun, eller yere değmelidir. İşâret parmakları kulak hizasında olmalıdır. El ve ayak parmakları kıble yönünde yere yapışık bir şekilde uzatılır.
13.           Secdede yapılan zikirler:    
“Sübhane Rabbiye'l-âlâ” (üç defa).
Şu  duayı Peygamberimiz  (Sallallahu   Aleyhi  ve Sellem) rüku ve secdesinde çok yapardı:
14.           “Sübhaneke Allahümme Rebbenâ ve bihamdike, Allahümmeğfirli.”
15.           “Allahım! Rabbimiz! Sana hamd ederek seni tesbih ederim. Allahım! Beni bağışla.!”
16.           İki secde arasında oturuş şekli:
 Sol ayak sağa doğru yatırılarak üzerine oturulur. Sağ   ayak dikilerek parmaklar kıbleye döndürülür.
İki secde arasında yapılan dualar:
17.            “Allahümmeğfirli, ve'rhamnî, ve'cburnî, ve'rfa’nî, ve'hdinî, ve âfini, ve'rzugnî.”
Manası:“Allahım! Beni bağışla, bana merhamet et, itaatine beni mecbur kıl, beni yükselt, bana hidayet et, bana afiyet ver, beni rıızıklandır.”
18.           Dinlenme Oturuşu: İkinci secdeden sonra bir sonra        ki rekata kalkarken çok kısa bir zaman oturmak sünnettir.
19.           Teşehhüdde oturuş şekli: Hadiste şöyle buyurulur:
20.           “Allah’ın Resûlü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) teşehhüde oturduğunda sağ elini sağ dizinin üstüne, sol elini ise sol dizinin üstüne koyardı. Sağ işâret parmağı ile işâret ederdi ve gözü işaretinden ayrılmazdı.” (Müslim).
21.           Başka bir hadiste şöyle buyurulur:
22.           “Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve  Sellem) işâret parmağını kaldırdığında onu hareket ettirir ve böylece dua eder ve şöyle derdi: Bu işâret parmağının, bu işâreti  şeytana demir (şişten) daha şiddetli gelir.” 
23.           Teşehhütte Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)e salat ve selam getirmek.
24.           Vitir namazında kunut duası okumak sünnettir.
25.           Musibet indiğinde beş vakit namazda kunut  duası yapmak sünnettir.
  İkinci teşehhütte sol kalçanın üzerine oturarak sol ayağın parmaklarını  sağ bacağın altından çıkarmak ve sağ ayağı parmaklar kıbleye yönelecek şekilde dik tutmak sünnettir.
26.           Selam vermeden önce şu duaları yapmak sünnettir:
 “Allahumme innî euzü bike min azâbi cehennem ve min azâbi‘l-kabri ve min fitneti’l-mehya ve'l-memat ve min el-Mesihi’d-Deccal.”
Manası:“Allahım! Cehennem ve kabir azabından, hayatın ve ölümün ve Mesihi’d-Deccal’in fitnelerinden sana sığınırım!”
 “Allahümme! İnnî zalamtü nefsî zulmen kesîran vela yağfirü'z-zünûbe illa ente, feğfirlî mağfireten min indeke, verhamni inneke ente’l-ğafûrü'r-rahîm.”
Manası:“Allahım! Ben nefsime çok zulüm ettim, günahları senden başka af edecek olan da yoktur. Katından vereceğin bir bağışla beni bağışla! Bana merhamet et! Muhakkak ki sen bağışlamayı seversin ve çok merhametlisin!” (Buhari –Müslim)
-NAMAZDA HUŞU
Huşusuz namaz kuru ağaca benzer. Huşusuz namaz sahibini münkerden korumaz. Namazda huşudan kasıt kalbin hazır bulunmasıdır. Kalbin hazır bulunduğu bir namaz cennete giriş sebeplerindendir. Allahu  Teâlâ şöyle buyurur:
“Mü’minler felaha ermişlerdir. Ki onlar namazlarında huşu içindedirler.” (Mü’minûn:1-2).
“Haşiûn” kelimesinin manası “korku duymak ve sükûnete ermek manalarına gelmektedir. İbn-i Kesir huşuyu şu şekilde açıklıyor: Huşu, sükûnete ermek, huzur bulmak, vakar ve tevâzu göstermek, Allah’tan korkmak ve O’nun murakabesini hissetmektir.
HUŞUYU GİZLEMEK
Huzeyfe (Allah ondan razı olsun) şöyle der:
Nifak huşusuna karşı dikkatli olun. Ona dediler ki: Nifak huşusu nedir? Dedi ki: Cismi korkulu gördüğün halde kalbin korkmamasıdır.”
Fudayl Bin İyad kişinin cisminin kalbinden daha huşulu görünmesi mekruh olduğunu ifade eder.
Salihlerden biri, namaz kılan birinin omuzlarını yukarı doğru çekmiş bir halde namaz kıldığını görünce:
 “Ey filan kişi huşu omuzları çekmekte değil, huşu kalptedir” demiştir.        
Başka bir ayette şöyle buyurulur:
 “Allah’a saygı ve bağlılık içinde namaz kılın” (Bakara:3)                                                                     
Namaz islamın en önemli şartıdır ve onu huşulu bir şekilde eda etmek şeriatın isteğidir. Bu yüzden insan oğlunu büyük ibadetten alıkoymak için elinden gelen bütün gayreti gösterir. Şeytan şöyle der:
“Daha sonra olara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim.”
Şeytan her türlü vesileyi kullanarak insanların ecirlerini azaltmak için gayret eder. Huzeyfe (Radıyellahu anhü) şöyle der:
“Dininizden ilk olarak kaybedeceğiniz şey namazınızdaki huşu, ondan sonra kaybedeceğiniz ise namazın kendisidir. Ne namaz kılanlar vardır ki onlarda hayır yoktur, öyle zaman gelir ki mescide girip huşulu bir şekilde namaz kılan bir kişi dahi bulamazsınız.”
NAMAZDA HUŞULU OLMAYA YARDIMCI OLAN BAZI VESİLELER
1.  Namaz için yapacağımız ön hazırlığı en iyi şekilde  yapmak.
2.  Namazda rükû, secde ve diğer hareketlerin hakkını vererek sünnete uygun bir şekilde yapmak.
3.  Namazda ölümü düşünmek.
4.  Okumuş olduğumuz âyetlerin ve yapmış olduğumuz duaların manalarını düşünmek.
5.  Ayetlerin manasını daha iyi düşünebilmek için ayetleri arasında durmak.
6.  İmamın okurken, tecvit kaidelerine uygun olarak sesini güzelleştirmesi.
7.  Kişinin namaz esnasındaki yakarışlarına Allahu Teâlâ’nın cevap vereceğinin bilincinde olması.
8.  Namaz kılarken önümüzde bir duvar direk gibi herhangi bir engelin olması.
9.  Kıyamda sağ eli sol elin üzerine koyarak göğüs üzerinden bağlanması.
10.           Namazda secde edilecek yere bakılması.
11.           Teşehhüt oturuşlarında şahadet parmağını ileri doğru dikçe tutarak hareket ettirmek. Unutulmamalıdır ki bu hareket şeytan için ona demirle vurmaktan daha ağırdır.
12.           Namazda okuduğumuz sureleri ve duaları çeşitli kılmak yani her zaman hep aynı sureleri okumamak.
13.           Secde ayeti okuduğumuz yerde tilavet secdesi yapmak.
14.           Şeytandan Allah’a sığınmak.
15.           Gelip geçmiş salih insanların namazlarında gösterdikleri büyük huşu örneklerini örnek almak.
16.           Huşu ile kılınan namazın ecrinin ne kadar büyük olduğu bilinmeli.
17.           Özellikle secdede ihlasla dua etmek.
18.           Namazdan sonra sünnette varit olan duaları mutlaka yapmak.
19.           Namaz kılınan yerde insanı namazda meşgul edecek ne varsa onları kaldırmak gerekir.
20.           Kişinin namaz kıldığı elbise her türlü nakış, şekil ve resimlerden uzak olmalı.
21.           Bevl veya büyük tuvalet olduğu durumlarda namaza durulmamalı.
22.           Namazı uykunun bastıracağı bir vakte kadar ertelememek.
23.           Uykulu birinin arkasında namaz kılmamak.
24.           Şayet toprak üzerinde namaz kılınıyorsa namazda secde yerini düzlemekle uğraşmamak.
25.           Okuyuşu sesli yaparak başkalarına rahatsızlık vermemek.
26.           Namazda sağa, sola ve göğe doğru bakmamak.
27.           Namazda esnememeye çalışmak.
28.           Namazı kısa tutmaya çalışmamak.
29.           Elbiseyi yerlerde süründürmemek.
      NAMAZI TERK ETMENİN HÜKMÜ
Namaz terk etmenin hükmü konusunda çok eskiye dayanan kuvvetli bir ihtilaf vardır. Ahmed Bin Hanbel şöyle der: “Namazını terk eden kişi islam dininden çıkartan bir küfür ile küfre girer. Tevbe edip namaza başlamadığı takdirde öldürülür. İmamı Ebu Hanîfe, İmamı Şafii ve İmamı Malik namazını terk edenin fâsık olacağını fakat kafir sayılmayacağını ifade etmişlerdir. Daha sonra bu alimler kendi aralarında namaz kılmayanın cezası konusunda ihtilafa düşmüşlerdir. İmamı Malik ve Şafii namazı terk edenin had cezasına çaptırılarak öldürüleceğini söylemişlerdir. Ebu Hanife böyle bir kişinin had cezasına çarptırılacağını fakat öldürülmeyeceğini ifade etmiştir.
Şeyh Muhammed Bin Useymin (r.a.) “Namazı Terk etmenin Hükmü” adlı eserinde namazı terk etmenin islam milletinden çıkaran küfür olduğunu bildirerek bu konuda kitabı ve sünneti hakem tayin etmenin gerekliliğini vurgulamaktadır. Onun bu konu ile sunmuş olduğu delillerin bir kısmını sizlere aktaralım. Kuranı Kerimden sunduğu delillerden bazıları şunlardır:
“Şayet namazı kılar, zekatı verirseler onlar sizin kardeşlerinizdir.” (Tevbe:11)
Bu ayette müşriklerle aramızda kardeşlik olabilmesi için onların şirkten tevbe etmeleri gerektiğini, namazı kılmaları gerektiğini ve zekâtı vermeleri gerektiğini şart koşmuştur.
“Nihayet onların peşinden öyle bir nesil geldi ki, bunlar namazı bıraktılar, nefislerinin arzularına uydular. Bu yüzden ileride sapıklıklarının cezasını çekeceklerdir. Ancak tevbe ederek iman edip salih amel işleyenler cennete girecekler ve en ufak bir şekilde dahi olsa bir zulme uğramayacaklardır.”   (Meryem:59-60)
Bu âyette namazı terk edip şehvet bataklığına batanların felaha ermeleri için tevbe edip iman etmeleri gerektiği bildirilmektedir. Onlar bu üç şartı yerine getirmedikçe kardeşimiz olamazlar.
SÜNNETTEN BAZI DELİLLER:
1.     Cabir Bin Abdullah Allah’ın Resûlü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’ den şöyle buyurur:
 “Kişi ile şirk ve küfür arasında namazı terk etmek vardır.”
2.     Büreyde Bin Husayb (Radıyellahü Anhü) Allah’ın Resûlü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den şöyle buyurur:
 “Bizim ile onlar arasındaki sözleşme namazdır kim namazı terk ederse küfre düşmüştür.”
Buradaki adı geçen küfür dinden çıkartan küfürdür. Zira namaz mümin ile kâfir arasında bir ayraç kılınmıştır.
TİLAVET SECDESİ
Bir mümin secde âyeti okuduğu zaman tilavet secdesi eder. Kur’an-ı Kerim’de secde âyetlerinin yan tarafına secde âyetleri oldukları belirtilmiştir. Bir müslümanın üzerine düşen bu ayetlerden birine uğradığında secde yapmaktır.
Tilavet secdesi nasıl yapılır?    
  Tekbir getirilerek normal secdeye gider gibi yedi ağza ile beraber secde yapılır. Secdede:
 “Subhane rabbiyel âlâ.” Manası: En yüksek olan Rabbimi tesbih ederim.”Denir. Daha sonra dilerse:
«Sübhaneke’l-llahüme Rabbena ve bihamdik. Allahümme’ğfirlî.»
Manası:“Allahım! Rabbimiz seni hamd ile tesbih ederiz! Allah’ım beni bağışla!”  
Şayet dilerse şu meşhur dua da yapılabilir:
 “Allahümme leke secettü ve bike âmentü ve aleyke tevekkeltü. Secede vechi lillahi’llezi halagahu ve savverahu ve şagga sem'ahu ve basarahu bi havlihi ve guvvetihi. Allahumme uktüb li biha hayran ve tegabbelhü minnî kema tegabbelteha min abduke Davud.”
Manası:“Allah’ım sana secde ettim! Sana iman ettim! Sana tevekkül ettim. Yüzüm onu yaratan, ona şekil veren, kuvvetiyle  onun kulaklarını ve gözlerini yaratan Allah’a secde etti. Allahım bu secde vesilesi ile bana hayır yaz, onun vesilesi ile günahlarımı sil, onu senin yanında birikmiş bir hasene bana ulaştır. Bu secdeyi Davud (a.s.)’dan kabul benden de kabul buyur.”
Daha sonra namazda ise tekbir getirerek ayağa kalkar namazda  değilse tekbirsiz ve selamsız olarak kalkar. (Bu bir içtihattır)
SEHİV SECDESİ
Sehiv secdesi kişinin namazında eksiklik, fazlalık veya şüphe duyması sonucu hatanın telafisi için yapılması gereken secdeye verilen isimdir. Namaz kılan kişi rekat, rükû, secde sayısında bir eksiklik veya fazlalık yaparsa veya fazla veya bu konuda kuvvetli bir şekilde şüphe duyarsa sehiv secdesi yaparak oluşan bu hatayı telafi edebilir. Sehiv secdesi üç durum sebebi ile olur:
Bir: Fazlalık: Rükû, secde veya rekât adedinde bir fazlalık olduğu durumdur. Örneğin bir rekatta iki rükû veya üç secde yapmak, dört rekatlı bir namazı beş kılmak gibi. Böyle durumlarda sehiv secdesi selam verdikten sonra yapılır.
         Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dört rekatlı öğle  veya ikindi namazının ikinci rekatından sonra selam vermiş sahabenin uyarısı üzerine dörde tamamlamış ve sonra selam vermiş ve ardından da sehiv secdesi yapmıştır.
İki: Eksiklik: Namazda vaciplerin biri unutulursa bunun telafisi için selam vermeden önce secde yapılır. Örneğin kişi dört rekatlı bir namazda ikinci teşehhüdü unutmak, secdede “Subhane Rabbiye’l- a’lâ” demeyi, veya rükûda “Subhane Rabbiye’l-azîm” demeyi unutmak gibi durumlarda selamdan önce sehiv secdesi yapılmalıdır. Abdullah İbn-i Buhayne’den rivayet edilen bir hadiste Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) öğle namazını kılarken birinci teşehhüde oturmayı unutur ve ikinci teşehhütte selamdan önce iki secde yapar ve daha sonra selam vererek namazı bitirir.
Üç: Şüphe:  Kişinin namazında eksik mi veya fazlalık mı olduğunu bilmemesi durumudur. Bu durumu iki gurupta inceleyebiliriz:
          Birinci Durum:Kişinin namazında yapmış olduğu fazlalık veya eksiklik konusunda her hangi birinin ağır basması durumu. Bu durumda ağır basan ihtimalin üzerine hareket eder ve selam verdikten sonra secde eder.
İkinci Durum: Şayet kişi namazında eksik mi yaptı yoksa fazlalık mı yaptı bunu bilmiyorsa ve bu konuda iki ihtimalden hiç biri diğerine üstün gelemiyorsa bu durumda kişi namazını eksik kılma ihtimalini dikkate alarak tamamlar ve selam vermeden sehiv secdesi yapar.
NAMAZ SONRASI ZİKİRLER
1.     Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazı bitirdiğinde üç defa tevbe istiğfar ederdi.
2.      “Allahım! Sen selamsın (barış ve güven verensin). Selam senden gelir. Ey haşmet ve ikram sahibi, Senin şanın yücedir.”  (Müslim)
3.     Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) her namazın ardında şöyle derdi:
Manası:“Allah’tan başka hak ilah yoktur ve O’nun ortağı da yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’nadır, O her şeye kadirdir. Allahım! Senin verdiğin şeye kimse engel olamaz. Engellediğin şeyi de kimse veremez. Senin katında servet sahibinin serveti asla fayda vermez, güç ve kuvvet sahibi ancak sensin.” (Muslim) 
4.     Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) her namazın ardında şu şeylerden Allah’a sığınırdı:
Manası:“Allahım! Korkaklıktan Sana sığınırım! Cimrilikten Sana sığınırım! Yaşlılığın getirdiği acizlikten Sana sığınırım! Dünyanın fitnelerinden ve kabir azabından Sana sığınırım!
  Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur:
 “Kim ki her namazın ardından Ayete’l-Kürsiyi okursa onun ile cennet arasında sadece ölüm vardır.”(Hadis Sahihtir. En-Nesaî rivayet etmiştir.)
5.     Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Muaz’a şöyle söylemiştir:
Manası:“Allah’a yemin olsun ki ben seni seviyorum. Dedi ki: sana şunları tavsiye ederim Ya Muaz: Her namazın ardından şu duayı yapmayı unutma: «Allahım! Ben senin zikrin, şükrün üzerindeyim ve sana en iyi bir şekilde ibadet etme yolundayım.»
NAMAZI BOZAN ŞEYLER
1.  Bilerek yemek içmek. Bu konuda farz namazda icmâ vardır. Nafile bir namazda Yemek alimlerin çoğuna göre namazı bozar.
2.  Maslahat olmadan bilerek konuşmak.
3.  Namazın erkanından veya şartlarından birini bilerek terk etmek.
4.  Gülmek.
NAMAZDA MEKRUH OLAN ŞEYLER
1.  Namazın sünnetlerinden her hangi birini terk etmek mekruhtur.
2.  Namaz kılınacak elbise veya bedenin kirli olması. (Zaruret hariç)
3.  Elleri tam göbeğin üstünden bağlamak.
4.  Namazda yukarıya veya göğe doğru bakmak.
5.  Ağzı kapamak, elbiseyi yere değecek kadar uzun tutmak.
6.  Kişi aç iken sofra kurulması halinde kişinin namaza başlaması.
7.  Kişinin tuvaleti olduğu halde namaza durması.
8.  Gece namazına kalkındığında insanın aşırı uykusu olması.
9.  Mescitte kendine özel bir yer hazırlayarak burada namazını eda etmesi.
NAMAZ VAKİTLERİ
Her namazın belli bir vakti vardır. Her namaz kendi vaktinde kılınmalıdır. Allahu Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
Abdullah Bin Amr şöyle der: Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur:
Manası:“Öğle namazının vakti:Güneş tam ortada iken batıya doğru biraz meyletmesi ile başlar. Bir cismin gölgesi kendi boyuna eşit oluncaya kadar, (yani) ikindi vakti girene kadar sürer. İkindi namazının vakti; güneş iyice sararıncaya kadar devam eder. Akşam namazının vakti; güneşin batmasıyla başlar şafağın kırmızılığının kaybolması ile sona erer. Yatsı namazının vakti: Şafağın kırmızılığının kaybolması ile başlar gece yarısına kadar devam eder. Sabah namazının vakti: Fecrin doğması ile başlar güneşin doğması ile sona erer. Güneş doğduğunda namaz kılınmaz zira güneş şeytanın iki boynuzu arasından doğar.” (Müslim)
NAMAZ KILINMASI YASAK OLAN VAKİTLER
Namaz kılınması yasak olan vakitler üçtür:
1.  Sabah namazından sonra güneş bir mızrak boyu yükselinceye kadar namaz kılınmaz.
2.  Güneş tam ortada iken namaz kılınmaz. Güneş bir eğildikten sonra namaz kılınabilir.
3.  İkindi namazından sonra güneş batana kadar namaz kılınmaz.
Kişi vakte ait farz namazı bu yasak vakitlerde hatırlarsa hatırladığı anda kılabilir.
Cemaat farz namaza durduğunda fertlerin nafile namaz kılmaları doğru değildir.
NAFİLE NAMAZLAR
Meşruiyeti: Nafile namaz eksik kalabilecek farz namazların yerine geçmesi için ve namaz ibadetinin ecrinin büyük olduğu için meşru kılınmıştır.  
Zira namazda olan fazilet hiçbir ibadette yoktur. Kıyamet günü insanın ilk hesaba çekileceği ibadettir. Allah’ın Resulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur:
Manası:“Kıyamet günü kişinin ilk olarak hesaba çekileceği amel namazdır. Şayet namazı (salih bir amel olarak) tam çıkarsa kurtuluşa erer ve hesap verme işleminde başarılı kılınır. Şayet namazı eksik ve bozuk çıkarsa kaybeder ve hüsrana uğrar. Şayet kılması gereken farz namazlarda eksiği olursa Rabbi şöyle der: Bakın! Kulumun eksiklerini tamamlamak için kılmış olduğu  nafile namaz var mı? daha sonra bütün amelleri namaz konusundaki durumuna göre değerlendirilir.”   
Nafile namazın evde kılınanı daha efdaldir. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur:
“Farz namazlar dışında en efdal namaz evde kılınan nafile namazlardır.” (Buhari -Müslim)
*Namaz akıl baliğ olan her müslümana farzdır.
*Namazda rekatların adedi konusunda hata yapan kişi hatırladığında az kılmışsa eksik kalanı tamamlar ve selamdan önce veya sonra iki secde yapar. Bu konuda efdal olan Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) secdeyi selamdan önce yaptığı durumlarda secdeyi önce yapmak sonra yaptığı durumlarda da sonra yapmaktır.
KADINLARIN CEMAATE KATILMAK İÇİN CAMİYE GELMELERİ
Şehvet ve fitne uyandıracak bir durumda olmamak kaydıyla kadınların cemaatle namaz kılmak için camiye gelmelerinde bir mahsur yoktur.
*Allah’ın Resulü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur:
“Kadınları Mescidlerden nasiplerini alma konusunda sizden izin aldıkları sürece engellemeyin.” (Müslim)
KADININ NAMAZDAKİ ÖRTÜSÜ
Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur:
“Allah hayız görmeye başlamış bir kızın namazını başını örtmedikçe kabul etmez.”
Kadınlar namazlarında el ve yüzler hariç bütün bedenlerini örtmelidir. Fakat kendileri mahremleri olmayan erkeklerin görmesi durumunda bütün bedenlerini örtmelidirler.
İMAMLIKTA EFDAL OLAN KİŞİ
Allah’ın kitabı olan Kur’anı en iyi okuyan kişi imamlıkta önceliklidir. Şayet imam olabilecek kişiler Kur’anı güzel okumada eşit iseler Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sünnetini daha iyi bilen kişi imam olmalıdır. Bunda da eşit iseler en önce hicret eden kişi imam olmalıdır. Şayet bun dada eşit iseler daha yaşlı olan imam olmalıdır.
KİMLERİN İMAMLIĞI GEÇERLİ OLUR
1.    En az yedi yaşında, doğruyu yanlıştan ayırt edebilecek çağdaki çocuğun kıldırdığı namaz makbuldür. 
2.    Gözleri görmeyen bir kişinin imamlığı makbuldür.
3.    Farz namaza niyet etmiş birinin arkasında nafileye niyet etmiş biri nafile namaz kılabilir. Zira Sahabelerden Muaz Allah’ın Resûlünün imamlığında, yatsı namazını cemaatle kıldıktan sonra kendi kavmine dönüp onlara yine yatsı namazında imamlık yapmıştır. Bu durumda Muaz’ın ikinci namazı nafile namaz olurken kavminin namazı farz namaz olmuştur.
4.    Teyemmümlü insanın abdestli insana imamlık yapması caizdir.
5.    Yolcunun yolcu olmayana imamlığı caizdir.
6.    Oturarak namaz kılmak durumunda kalan kişinin imamlığı caizdir.
CUMA NAMAZI
Cuma namazı akıl baliğ olmuş her müslümana farzdır.
Allahu Teâlâ şöyle buyurur:
 “Ey İman edenler! Cuma günü namaza çağrıldığında alışverişi bırakarak Allah’ı zikretmeye koşunuz.” (Cuma:62)
CEMAATLE NAMAZ KILMAK
*Allah’ın Resûlü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Buhari ve Müslim’in rivayet ettiği bir hadiste şöyle buyurur:
 “Erkeğin cemaatle kıldığı namaz evde veya iş yerinde kıldığı namazdan yirmi küsur derece daha efdaldır.”
*Allah’ın Resûlü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) İbn-i Mace’nin rivayet ettiği sahih bir hadiste şöyle buyurur:
 “Ezanı duyduğu  halde özürsüz olarak namaza gelmeyenin namazı kılınmamış gibidir.”
 YOLCUNUN NAMAZI
Yolcu dört rekatlı namazları ikişer rekat olarak kılar. Aynı zamanda öğle ile ikindiyi veya akşam ile yatsıyı cem’i te’hir veya takdim ile kılabilir.
*Enes Bin Malik (r.a) şöyle der:
 “Allah’ın Resûlü (Sallallahu Aleyhi Sellem)’in güneşin zevalinden sonra yolculuğa çıkarsa öğleyi ikindinin vaktine erteler ve ikisini birlikte kılardı ve şayet yolculuğa çıkmadan güneş zevale uğramışsa öğleyi kılar sonra bineğine binerdi.” (Buhari ve Müslim)
 HASTANIN NAMAZI
Ø Hasta durumda olan bir kişi şayet gücü yeterse namazını ayakta kılmalıdır. Ayakta durmak kendisine zor gelirse duvar değnek v.s. her hangi bir şeye yaslanarak da ayakta durabilir.
Ø Eğer buna da gücü yetmiyorsa namazını oturarak kılar. Bağdaş kurularak oturulması efdaldir.
Ø Buna da gücü yetmezse kıbleye dönmek şartıyla yan tarafına yatarak kılar. Sağ tarafa yatması efdaldır. Kıbleye dönmek zor gelirse kıbleye dönmesi şart değildir.
Ø Bu şekilde de kılması mümkün olmazsa ayaklarını kıble tarafa yönelterek sırt üzeri yatarak ta kılabilir. Şayet mümkün olursa başı hafifçe kaldırmak efdaldır.
Ø Hasta şayet gücü yeterse rüku ve secdeleri esas şekliyle yapmalıdır. Şayet buna gücü yetecek durumda değilse rüku için başını hafifçe eğer, secde yapmak için ise başını rükudakinden biraz daha fazla olarak eğer. Şayet hasta kişi sadece rüku ve ya secdeden birini gerçek şekliyle yapmaya gücü yetecek durumda ise gücü yettiğini gerçek şekliyle yetmediğini de ima ile yapar.
Ø Şayet başıyla da ima edecek durumu yoksa rüku için göz kirpiklerini biraz yumar secde içinse öncekinden biraz daha yumar.
Ø Bunlardan hiçbirine gücü yetemiyorsa niyeti, tekbirleri, okumaları kıyam, rüku ve secdeleri hepsi için niyet ederek kalbiyle yapar.
Ø Şayet hasta namazlarını vaktinde kılmaya gücü yetmiyorsa iki namazı bir arada kılarak öğle ile ikindiyi ikisinden birinin vaktinde, yine akşam ile yatsıyı da ikisinin birinin vaktinde eda eder. Sabah namazı başkasıyla cem olmaz.
CENAZE NAMAZI
Cenaze namazı kılan kişi kalbi ile niyet ettikten sonra tekbir getirerek namaza başlar. Cenaze namazında dört tekbir getirilir.
·                   Birinci tekbirden sonra Euzü besmele çekilerek fatiha suresi okunur.
·        İkinci tekbirden salavatlar okunur.
Üçüncü tekbirden sonra şu dua okunur:
“Allahım! Ölümüzü-dirimizi, burada hazır bulunanlarımızı-hazır bulunmayanlarımızı, küçüğümüzü-büyüğümüzü, erkeklerimizi-kadınlarımızı bağışla! Allahım! Bizden kime hayat verirsen ona islamla hayat ver, bizden kimi vefat ettirirsen onun iman üzere vefat ettir!”
BAYRAM NAMAZI
Bayram Namazı iki rekattır. Bayram namazına özel meydanlarda kılınması efdaldır. Birinci rekatta yedi tekbir getirilir. Daha sonra fatiha suresi ardından da kısa bir sure veya bir büyük surelerin ayetlerinden bir bölümü okunur.
İkinci rekatta beş tekbir getirilerek tekrar fatiha ve ardından kısa bir sure veya uzun surelerden bir bölümü okunabilir.
Bayram namazına kadınların, çocukların gitmeleri sünnettir.
YAĞMUR NAMAZI
Yağmur geciktiğinde peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bayram namazı için ayrılan meydana gelerek yağmur için dua etmiştir. Daha sonra kıbleye dönüp iki rekat namaz kılmıştır. Vücudunun üst tarafına giymiş olduğu giysisini de ters çevirmiştir.
HUSUF VE KÜSUF NAMAZI
Hz.Aişe’den (Radıyellahu Anha) rivayet edilen bir hadiste kendisi şöyle der:
 “Allahın Resûlü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında güneş tutuldu. Bunun üzerine Allah’ın Resûlü bir tellal göndererek müslümanları camide namaza çağırdı ve iki rekatta dört rükû ve dört secde yaparak namaz kıldı.” 
Yine Aişe (Radıyellahu Anha)’dan rivayet edilen başka bir hadiste şöyle buyurulur:
 “Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında güneş tutuldu ve insanları toplayıp namaz kıldı. Okumayı uzattı, ikinci rekattaki okuyuşu birinci rekattakinden daha kısa tutmak kaydıyla okumasını uzattı. Daha sonra rüku yaptı ikinciyi birinciden daha kısa tutmak kaydıyla rükuları uzattı. Sonra başını rükudan doğrulttu ve iki secde yaptı. Daha sonra ikinci rekata kalkarak birinci rekatta yaptığının aynısını yaptı. Daha sonra selam vererek namazını bitirdiğinde güneş doğmuştu. Daha sonra insanlara hitap ederek şöyle dedi: “Ey insanlar! Güneş veya ayın tutulmasının herhangi bir insanın ölümü veya doğumu ile alakası yoktur. Fakat bu olaylar Allah’ın insanlara gösterdikleri ayetlerden ikisidir. Tutulma durumunu gördüğünüzde namaza sığının, Allah’a yalvarın, namaz kılın ve sadaka verin.”           
İSTİHARE NAMAZI
Cabir’in (Radıyellahu Anhu) şöyle der: Allah’ın Resûlü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize Kur’andan bir sûre öğretir gibi istihareyi öğreterek şöyle derdi: İçinizden biriniz bir şeyi yapmaya azmettiği zaman iki rekat nafile namaz kılarak ardından şöyle desin:
Manası:
Allahım! Senin ilmine danışıyorum, senin kudretinle kudret bulmak istiyorum, Senin büyük fazlından istiyorum. Muhakkak ki Senin her şeye gücün yeter benim ise yetmez. Sen her şeyi bilirsin ben ise bilemem, kayıpta olanları sadece sen bilirsin.
Allahım! Ezeli ilminde bu iş benim için benim dinim, dünyada ki yaşantım akıbetim (ahiretim) için hayırlı ise, beni bu iş yapmada başarılı kıl, onu bana kolaylaştır, onu bana bereketli kıl.
Allahım! Ezeli ilminde bu iş benim için benim dinim, dünyada ki yaşantım akıbetim (ahiretim) için kötü olacaksa, beni bu işten, bu işi de benden uzaklaştır. Bana her zaman hayırlı olanını nasip ederek beni  bu nasip ettiğin şeyle hoşnut kıl!
       NAMAZ KILANIN ÖNÜNDEN GEÇMEK
Allah’ın Resûlü (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurur:
 “Şayet namaz kılanın önünden geçen kişi kendisine hangi cezanın verileceğini bilseydi kırk… boyunca ayakta durmasının namaz kılanın önünü kesmekten daha hayırlı olacağını görecektir.”
Ebu En-Nasr şöyle der: Bilmiyorum, kırk gün mü, yoksa kırk ay mı, yoksa kırk sene mi dedi!  
(Buhari namaz kılanın önünü kesmek babında rivayet etmiştir.)