18 Ağustos 2012 Cumartesi

BAYRAM NAMAZI - HUSEYİN EBU EMRE

BAYRAM NAMAZI


Bayram namazı da cuma gibi, mü’minlerin bir araya gelip kay­naşmasını, birleşip dayanışmasını sağlar. Ramazanda nefsi terbiye etmenin, Allah'ın emrine uyarak nefsanî isteklerimizi bir süre geciktirmenin ve az-çok bu hususta başarıya erişmenin içten dışa vu­ran sevincinin paylaşarak bayram yapmamız kadar tabii ne olabilir? Böyle günlerde din kardeşliğinin daha çok anlam kazandığını kim inkâr edebilir? Özellikle değişen bir dünyada, diğer milletlerin mad­deciliği ilâh edinircesine ayakta tutması ve bunun için en korkunç silahlar imal etmesi, aklı eren her mü’mini derin derin düşündürmektedir. İşte İslâm, insanlık için mutlak felâket sayılan maddecili­ğin saltanatını yıkmak, Allah'a imânın saadet vadeden sancağını Tevhîd burcunda dimdik tutmak için birçok Farzlar, Vâcibler ve Sünnetler koymuştur. Günde beş vakit cemaat halinde kılınan na­maz bunun en olumlu devresini hazırlar. Haftada bir cuma namazı, insanı ferdiyetçilikten kurtarıp cemaat ve cemiyetin kopmaz parçası yapar; kardeşliğin, dayanışmanın, sevişmenin ve yeryüzündeki tuğyan karşısında yıkılmaz bir sed olmanın yüksek mânasını aşılar. Maddeciliğe yönelik bir kalkınmanın tek başına kurtarıcı olmadığı­nı, bilâkis insanlara her geçen gün felâket hazırladığını işler. Bugü­nün insanının en çok muhtaç olduğu, arayıp ta kendi ülkesinde bu­lamadığı imân cevherinin paha biçilmez değerine dikkatleri çeker.
Yılda iki defa yapılan bayram ve kılınan bayram namazı, bu amaca yönelik daha geniş bir hareket alanı hazırlar. Vicdanlara neş­ter vurup zayıf unsurların güçlenmesini sağlar. Kur'ân'ın hayat ve­ren feyiz pınarından yudum yudum içirerek Allah'a kul olmanın huzur verici mânasını kalblere ve kafalara nakşeder. Oruç tutup ze­kât, fıtra ve sadaka vermenin insana sunduğu ilâhî serinliği keli­meyle anlatmak mümkün müdür? Hacılar mukaddes topraklarda Kelime-i Şehadetin gölgesi altında Lebbeyke derken, zenginle­rin Allah rızası için Kurban kesmelerinin hayatımıza kattığı müs­tesna renk ve mâna ne ile anlatılabilir?
Bütün bunları bir bir dikkate alıp üzerinde düşündüğümüz za­man İslâm'ın insanlığın hayrına gönderilmiş en sen en mükemmel din olduğunu anlar ve bize bunu lütfeden Âlemlerin Rabbisi Allah’ın huzurunda eğilmeyi insanlığımızın gereği kabul ederiz.

Bayram Namazı Ne Zaman Meşru' Kılınmıştır?

Sahih rivayetlerden yapılan tesbite göre, Hicretin birinci yılın­da Medine'de meşru' kılınmıştır. Resûlüllah (a.s.) Efendimiz bu ta­rihten itibaren hiçbir bayram namazını terketmemiştir. Bu da, İs­lâm'ın bayram namazına verdiği önemi belirtir.


Bayram Namazının Meşruiyetinin Delili:

Enes bin Mâlik (r.a.)'den yapılan sahih rivayete göre, Resûlül­lah (a.s.) Efendimiz Medine'ye hicret ettiklerinde, belde halkının yılda iki gün şenlik yapıp eğlendiklerini gördü. "Bu iki gün nedir?" diye sorduğunda, "Cahiliyye devrinden kalma bir âdettir" diye ce­vap verildi. Bunun üzerine Allah Resulü şöyle buyurdu:
"Allah size bu iki günü daha hayırlı iki güne çevirdi: Kurban Günü ve Fıtır Günü..."[1]

Bayram Namazıyla İlgili Hadîsler:

Cafer bin Muhammed'in dedesinden yapılan sahih rivayette de­niliyor ki: "Resûlüllah (a.s.) Efendimiz her bayram günü Yemen mamulü üstlüğünü giyinirdi."[2]
Resûlüllah (a.s.) Efendimiz yine yapılan sahih rivayetlere gö­re, Fıtır Bayramında namazgâhe çıkmadan önce tek sayı olmak üze­re bir ya da üç hurma yerdi. Kurban Bayramında ise, bunu namazdan sonraya bırakırdı.
Hz. Enes (r.a.) diyor ki: "Peygamberimiz (a.s.) Fıtır Bayramı günü tek sayıda hurma yemeden namazgâhe çıkmazdı."[3] Hazreti Büreyde (r.a.)'de diyor ki:
"Peygamber (a.s.) Efendimiz Fıtır Bayramı günü namaz kılma­dan önce, Kurban Bayramı günü namaz kıldıktan sonra bir şey yer­di."[4]

Bayram Namazıyla İlgili Âyet Var Mıdır?

Bu konuda sarih bir âyet yoktur. Ancak Kevser Suresinde ge­çen Fe-Sallî Lî Rabbike emrinin bu namaza işaret ettiğini söyliyenler olmuştur.


Bayram Namazına Hazırlanırken:

Bayram namazına hazırlanırken yapılması müstehab olan bazı hususlar vardır:
a) Ramazan Bayramı günü namaza çıkmadan önce boy abdesti almak, dişleri misvaklamak ve en yeni, en temiz elbise giymek,
Hasan Es-Sabit (r.a.) diyor ki:
"Her iki bayramda da Resûlüllah (a.s.) Efendimiz bize mevcud olan en güzel ve en temiz elbisemizi giymemizi, en güzel kokuyu sürünmemizi ve bulabildiğimiz kadariyle en semiz hayvanı boğazlamamızı emretti."[5]
Bayram günü giyilecek elbisenin bilhassa temiz olmasına dik­kat edilir. Bu konuda ister yeni, ister yıkanmış olsun fark etmez.[6]
b) Varsa gümüş yüzük takınmak ve sabahleyin erken davran­mak, vakit kaybetmeden Cami'lere gitmek,
c) Ramazan bayramında namazdan önce fıtrayı fakire vermek,
d) Bayram günü sabah namazını mahalle camiinde, bayram namazını da -varsa- namazgahta kılmak.
Ebû Hüreyre (r.a.) diyor ki:
"Resûlüllah (a.s.) Efendimiz sadece bir bayram namazını -o da; şiddetli yağmur sebebiyle- Mescid'de kıldırdı. Diğerlerini namazgah olarak ayrılan açık havada kıldırdı.[7]
e) Bayram namazına yürüyerek -yani yaya- gitmek, gidiş dönüş yollarını ayrı seçmek,                                                            
Sahabeden Câbir  (r.a.) anlatıyor:
"Bayram namazlarında Resûlüllah (a.s.) Efendimiz namazgahe gidiş ve dönüş yollarını değiştirirdi. Yani giderken ayrı bir yol­dan, dönerken de başka bir yoldan yürürdü."[8]
Bayram namazlarına süvari gitmekte bir sakınca yoktur. Müm­kün olduğu takdirde yaya yürümek afdaldır.
f) Ramazan Bayramında namaza çıkmadan önce bir ya da üç kadar hurma yemek, hurma bulunmadığı   takdirde tatlı bir şey yemek,
Hiç bir şey yemeden gidildiği takdirde kişi günahkâr olmaz. Ama akşam yemeğine kadar bir şey yemeden beklerse, günahkâr olur.
Kurban Bayramında ise, namazdan çıkıldıktan sonra bir şey ye­nilir.
g) Kurban Bayramında namazdan sonra mümkünse ilk olarak kurban eti yemek,
Çünkü kurban Allah'ın kullarına olan bir ziyafetidir. Önce on­dan yemek, ziyafete olan saygımızı yansıtır. Resûlüllah (a.s.) Efen­dimiz de hep öyle yapmıştır.
h) Cemaat çok kalabalık olur da bir cami'a veya belirlenen namazgaha sığmazsa o takdirde iki yerde Bayram Namazı kılmak, îkiden fazla yerde kılmak câizdir.
i) Bayram Namazına tam bir sükûnet, vekar ve ciddiyet için­de gitmek yolda etrafı göz ile taramamak,
Çünkü din kardeşleriyle birlikte Müslüman olmanın yüceliğini, kudsiyetini düşünerek hareket etmek gerekir. Cemaatle namaza dur­mak, bu nimetin şükrünü yerine getirmeyi amaçlar.
j) Kurban Bayramında namazgahe veya camiye giderken du­yulacak biçimde tekbir getirmek,
Cami'a gelindiğinde Tekbîr kesilir. Sahih olan da budur. Rama­zan Bayramında ise, sessiz şekilde tekbir getirmek müstehabdır.

Bayram Namazından Önce Ve Sonra Namaz Kılınır Mı?

Ne Peygamberimizin, ne ashabının sabah namazını kılıp namaz­gahe geldiklerinde bayram namazının dışında namaz kıldıkları tesbit edilememiştir. Nitekim İbn Abbas (r.a.) diyor ki:
"Bayram günü Resûlüllah (a.s.) Efendimiz namazgahe çıktı­ğında ne bayram namazından önce, ne de sonra namaz kılmadı."
İbn Ömer (r.a.)'dan da aynı anlamda rivayet edilmiştir. Hattâ İmam Buhari, Bayram Namazından önce nafile kılmanın mekruh olduğunu İbn Abbas (r.a.)'dan naklen rivayet etmiştir.

Bayram Namazının Vakti:

Güneş doğup kerahet vakti çıktıktan, yani güneş bir mızrak bo­yu yükseldikten sonra başlar zeval vaktine kadar devam eder.

Bayram Namazı Nasıl Kılınır?

Bayram namazı, iki rek'at olarak cemaatle kılınır, yal­nız başına kılınmaz ve cemaat kaçırıldığı takdirde kazası yapılmaz.

"Kalben Niyet edilir. Allahu Ekber diyerek ellerini kulak hizasına kadar kaldırıp İftitah Tekbiri getirir. Ellerini göğüs üzerinden bağlayıp Sübhaneke okur. Sonra yedi defa ardarda ellerini yine omuzlara kadar kaldırıp Bayram Tekbirini getirir. Tekbirleri getirirken ellerini bağlar. Yedinci tekbirden sonra ellerini bağlayıp önce Euzü-Besmele çekip Fâtiha-i Şerîfeyi, sonra Zamm-ı Sureyi okur ve diğer namazlarda ol­duğu gibi rükû' ve secdelerini yapıp ikinci rek'ata kalkar. Cemaat te bayram tekbirlerinde aynen imama uyar. İkinci rek'atte bu kez imam önce Beş tekbir ardarda ellerini yine omuzlara kadar kaldırıp Bayram Tekbirini getirir. Sonra Fatiha ve Zamm-ı Sureyi okur, sonra rükû'a varır ve böylece diğer namazlarda olduğu gibi secdeleri de yerine getirerek teşehhüde oturup namazı tamamlar.

Bayram Namazından Sonra Hutbe:

Bayram namazından sonra günün önemini belirtir ölçüde hut­be okumak sünnettir. Bu da cumada olduğu gibi iki hutbe halinde yerine getirilir ve iki hutbe arasında hafif bir oturuş yapılır.
Ancak cuma hutbesinde hatip minbere çıkınca oturur, ezan okunmasını bekler. Bayram hutbesinde ezan okunmadığı için hatip minbere çıkınca artık oturmaz, doğrudan hutbe okumaya başlar.                                                                                                      

Ramazan Bayramı Hutbesi:

Ramazan bayramı hutbesini hatip, Tekbîr (Allahu Ekber), Tesbîh (Sübhanellah), Tehlîl (Lâ ilahe illallah), Tahmîd (El, Hamdu lillah) ve Peygamber Efendimize Salâvat (Allahümme Salli Ala Muhammed'in Ve Alâ Alihi ve Sahbihi) ile okur. Yani hutbe­de bunlara yer verir.                                                                

Birinci Rek'atte Kaç Tekbir Getirilir?

Namazdaki sünnet tekbirlerden hariç 12 Tekbîr getirilir. Bunun 7'si namazın birinci rekatında Fatihadan önce, 5’ide ikinci rekata kalkınca yani yine Fatihadan önce.


Bayram Hutbesinde İmam Tekbir Getirince Cemaat Ne Yapar?

Hatip hutbede tekbir getirince cemaat de ona uyarak tekbir ge­tirir. Hatip, Peygamber Efendimize Salâvat getirince cemaat de ge­tirir, ancak gerek tekbir, gerekse salâvatı cemaat gizli getirir. Çün­kü hutbeyi dinlemek ve hutbe esnasında susmak vâcibdir.

Bayram Tekbirlerinde İmam Ellerini Kaldırmazsa:

İmam ellerini kaldırmadığı takdirde namaz bozulmaz. Ancak ona uyanlar ellerini kaldırırlar. Bu hususta imama uymazlar. Çünkü daha çok müstehab olan hususlarda imama muhalefet, ona uyumsuzluğu gerektiren bir davranış sayılmaz.

Bayram Namazı İkinci Güne Geciktirilebilir Mi?

Fıtır Bayramı namazı bazı özürlerden dolayı birinci günde kılınamadığı takdirde ikinci günü kılınır. Meselâ, bayramın birinci günü hava kapalı olur da ancak zevalden sonra bayram olduğu tesbit edilirse, bu bir özürdür ki namazın ikinci güne kalmasına sebep olur. Üçüncü güne geciktirilmesi caiz değildir.

Bayram Namazı Kaza Edilir Mi?

İmam bayram namazını kıldırdıktan sonra vakit çıksın, çıkma­sın müslümanlardan bir kısmı namaza yetişememişse, artık onu ne yalnız başlarına, ne de cemaat halinde kaza edemezler. Kendi başlarına kuşlukta iki rekat nafile kılarlar.


Bayram Günü Cenaze Hazır Olursa:

Bayram günü henüz namaz kılınmadan cenaze hazır olursa, ön­ce bayram namazı, sonra cenaze namazı, sonra da bayram hutbesi yerine getirilir.                                     

TEŞRİK TEKBİRLERİ:                                                       

Teşrik'in sözlük mânası: Sıcak günlerde eti taş üzerinde ku­rutmaktır. Arap Yarımadasında bu âdet çok yaygındı. Özellikle Zil­hiccenin on, onbir, on iki ve on üçüncü günlerinde kesilen hayvanla­rın, ya da kurbanların etleri pastırma yapılmak üzere kızgın taşlar üzerine serilir ve kurutulurdu.
Terim olarak, Kurban Bayramının ikinci, üçüncü ve dördüncü günleri anlamına ve o günlerde farz namazlardan sonra getirilen Tekbirleri hatırlama mânasına gelir.
Arafe günü sabah namazından başla­nıp bayramın sonuna kadar teşrîk tekbirleri geirilir.

Teşrik Tekbirleri:

Dünya meşgalesini bir tarafa itip Allah'ın dâvetine "evet" demenin sağladığı iç rahatlığını, Allah'ın büyüklüğünü dile getire­rek içten dışa vurmayı belgeler.
Kesilen kurbanların sadece Allah'ın büyüklüğünü, yüceliği­ni ve sonsuz rahmetini hatırlamanın bir ölçüsü olduğunu kelimeyle ifade eder.
İslâm ülkelerindeki bütün mü'minlerin gönül ve ağız birli­ği yaptıklarını sergiler.

Mezheplere Göre Bayram Namazı:

a) Hanefîlere göre, vâcibdir. Cuma namazı kimlere farz ise bayram namazı onlara vâcibdir.
b) Şafiîlere göre, Sünnet-i ayn'dir. Yani namaz ile mükellef olan her mü'mine Sünnet'i müekkededir.
c) Mâlikîlere göre, Sünnet-i Müekkededir; derece bakımından Vitir'den sonra gelir. Cuma kimlere farz ise bayram namazı onlara sünnettir.
d) Hanbelilere göre, cuma namazı kimlere farz ise bayram na­mazı onlara farz-ı kifayedir. Yani bir beldede birkaç kişi bu namazı kılacak olursa, diğerlerinin üzerinden kalkmış olur. Hiç kimse kıl­mazsa, hepsi günahkâr sayılır.

[1] Ebû Dâvud, Enes bin Mâlik (r.a.)'den.
[2] Beğavî rivayet etmişlerdir.
[3] Ahmed bin Hanbel, Buhari, Enes (r.a)'den.
[4] Tirmizî, İbn Mâce, Ahmed bin Hanbel.
[5] El-Hâkim, İbn Hibban, El-Hasen'den.
[6] El-Muhit, Serahsî, Bahrirâik, İbn Nüceym.
[7] Ebû Dâvud, İbn Mâce, El-Hâkim, Ebû Hüreyre (r.a.)'den
[8] Ahmed bin Hanbel, Müslim, Tirmizi.