13 Haziran 2012 Çarşamba

Mekkî ve Medenî Âyetlerin özellikleri

Mekkî ve Medenî Âyetlerin özellikleri

Hâkim Müstedrek'inde, Beyhakî «Delâilu'n-Nubuvve» sinde, Bezzâr «M ü s n e d» inde A'meş tarikiyle İbrahim'den, İbrahim Alkame'den, Alkame de Abdullah b. Mes'ud'dan rivayet ettiklerine göre:... *****, «Ey mü'minler...» hitabı bulunan âyetler Medine'de,... ***** «Ey insanlar...» hitabı bulunan âyetler de Mekke'de nâzil olmuştur» Bunu, Ebû Ubeyd de Alkame'den mürsel olarak «Fedâilu'l-Kur'ân» ında rivayet eder.
Meymûn b. Mihrân'dan rivayet edildiğine göre ***** «Ey İnsanlar..» veya ***** «Ey Adem oğulları.-» hitabı bulunan âyetler Mekkî, ***** ***** «Ey mü'minler...» hitabı bulunanlar da Medenî'dir.
İbnu Atıyye, İbnu'l-Feres ve diğerleri: ...***** hitabı bulunan âyetlerin Medeni olduğu doğrudur. Fakat ...***** hitabı bulunan âyetler Mekkî olduğu gibi, Bazen de Medeni olabilirler» demişlerdir.
İbnu'l-Hassâr «Nasih ve mensûha uğraşanlar bu hadise önem vermiş, zayıf olmasına rağmen itimad etmişlerdir. Oysa ulemâ. Nisâ sûresinin ilk âyeti  ibaresiyle başladığı halde sûrenin Medenî, içinde *****  «Ey mü'minler rüku edin, secde edin...» hitabı olmasına rağmen Hac sûresinin Mekkî olduğunda ittifak etmişterdir» der.
Bazı ulemâ da «Her ne kadar bu söz genel olarak söylenmişse de, üzerinde durmağa değer bir sözdür; Çünkü Bakara sûresi Medenî olmasına rağ
Sayfa 26-27
men onda *****«Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk edin...» (21.) âyet ile ***** "Ey insanlar, yeryüzünde bulunan helal ve temiz şeylerden yiyin..» (168.) hitabın taşıyan âyetler vardır. Nisâ sûresi Medenîdir ama, ilk âyeti ***** hitabıyla başlamaktadır» demişlerdir.
Ebû Tâlibi'l-Mekkî ise: «Bu görüş çoğu kez böyle ise de, genel bir hüküm değildir. Çünkü, Mekkî sûrelerin pek çoğunda ***** hitabını taşıyan âyetler mevcuttur» demektedir.
Bir diğeri ise: «En uygun olanı, bu hitab veya cümlelerde kastedilenler Mekkeliler ise Mekkî, Medineliler ise Medeni olduğuna hamledilmektedir.» demiştir.
Fahruddin er-Râzi, Tefsirinde naklettiğine göre Kâdî şöyle demiştir: «Bu konudaki rivayet nakle dayanıyorsa, kabul edilir. Ama bu, Medine'deki Müslümanların Mekke'dekilerden daha fazla olmaları sebebine dayatılıyorsa, zayıftır. Zira, Mü'minlere, cinslerine, isimlerine ve sıfatlarına göre hitab etmek câiz olduğu gibi, Mü'min olmayanların da ibadetle emrolunmaları caizdir. Nitekim Mü'minlere ibadete devam etmeleri, ibadetlerini arttırmaları emrolunmuştur.»
Beyhakî «D e I â i I» inde Yûnus b. Bekir tarikiyle Hişâm b. Urve'den, oda babasından rivayet ettiğine göre: İçinde geçmiş ümmetlerin ve kavimlerin adı geçtiği sûreler Mekke'de, farzlan ihtiva eden sûrelerin de Medine'de nâzil olduğunu, söyler.
Caberî şöyle der «Sûrelerin Mekkî veya Medeni olduğunu bilmek için semaî ve kıyası olmak üzere, iki yol vardır. Bunlardan, iki yerden birinde indiği bize ulaşmışsa semaîdir, içinde yalnız ***** veya ***** veya Zehrâveyn sûreleri ile Ra'd hâriç, başında el-hurûfu'l-mukattaa bulunan Bakara hariç içinde Hz. Âdem ve iblîs kıssası bulunan sûreler, Mekkî'dir. İçinde, peygamberlerin ve geçmiş milletlerin kıssası bulunan sûreler de Mekkî'dir. Gene içinde farz ve cezaların bulunduğu sûreler, Medenî'dir.»
Ebû Tâlibi'l-Mekkî; içinde münafıklann adı geçtiği sûreleri Medenî kabul eder. Başkaları bundan, Ankebût sûresini hariç tutar.
Huzelî «e I - K â m i I» inde: «İçinde secde âyeti bulunan sûrelerin Mekkî
olduğunu» söyler.
ed-Dîrînî, şiirinin bir beytinde şöyle demiştin
«İyi bil ki, Medine'de 'kella' ile başlayan âyet inmemiştir. Kur’ânın büyük bölümünde 'kella' gelmemiştir.» demiştir.
Bunun hikmeti şudur Kur’ân'ın son yansı Mekke'de nâzil    olmuştur. Buradakilerin çoğu zâlim kişiler olduğundan, onları tehdid etmek, onları zorlamak, aptıklarını kınamak için ***** ifadesi tekrar edilmiştir, ilk yansı ise bunun hilafınadır. Bu kısımda, Yahudiler hakkında inen âyetlerde ***** nın kullanılmasına gerek yoktu. Çünkü Yahudiler, güçsüz ve zayıf kişilerdi. Bunu Ammâni zikretmiştir.
6- Konu ile ilgili Faydalı Bilgiler
Taberânî, İbnu Mes'ud'un şu sözünü rivayet eder: «Mufassal sûreler, Mekke'de nâzil oldu. Bir müddet bu âyetleri okuduk, bunlardan başka nâzil olmadı.»
Mekki-Medenî ile Mekki-Medenî olduğunda ihtilaf edilen sûreler, bunların nüzûlündeki tertib, Mekkî sûrelerdeki Medeni âyetler, Medenî sûrelerdeki Mekkî âyetlerle ilgili görüşler, İbnu Habib'in yukarıda naklettiğimiz sözünden anlaşılmaktadır.
Bu bölümle ilgili diğer görüşleri, misalleriyle birlikte belirtmeğe çalışalım.
Mekke'de inen, hükmü Medenî olana misâl: ***** «Ey insanlar, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık...» (Hucurât, 13.) âyetidir. Bu âyet, Mekke fethinde nâzil olmasına rağmen, Medenîdir. Çünkü, hicretten sonra nâzil olmuştur.
***** «...Bugün sizin dininizi kemâle erdirdim...» (Mâide,3.) âyeti de aynen önceki misal gibidir. ***** «Allah size emanetleri ehline vermenizi...emreder...» (Nisâ,58.) ayetinin, buna benzer âyetlerden olduğunu belirtmek isterim.
Mümtehine sûresi Medine'de nâzil olduğu halde, hükmü Mekkî olan sûrelerdendir. Sûre, Mekkeli'lere hitaben Medine'de nâzil olmuştur.
Nahl sûresinin *****«...hicret edenleri...» (41.) âyeti, Mekkelilere hitaben Medine'de nâzil olmuştur.
Tevbe sûresinin ilk âyeti, Mekkeli müşriklere hitaben Medine'de nâzil olmuştur.
Mekkî sûrelerdeki âyetlere benzeyen, Medenî âyetlere misal, Necm sûresinin ***** «Onlar ki günahın büyüklerinden ve çirkin işlerden kaçınırlar...» (32.) âyetidir. Çünkü fuhşiyet, hakkında cezayı gerektiren, kebâir ise, sonucu cehenneme sürükleyen günahlardandr. Lemem olan günahlar da, iki günah şekli arasında sayılan günahlardır. Mekke'de, ceza veya benzerini getirecek hüküm yoktu.
Medenî sûrelerde Mekkî âyetlere benzeyen âyetlere misal, Âdiyat sûresinin ilk âyeti ile Enfâl sûresinin ***** "Ve: 'Allahım, eğer bu, senin yanından gelmiş bir gerçekse..» (32.) âyetidir.

Sayfa 28-29
inzali, Mekke'den Medine'ye nakledilen sûrelere misal, Yûsuf ve ihlâs sûreleridir. Buna, Buhâri'nin yukarıda geçen hadisinde görüldüğü gibi, A'lâ suresini de ilâve edebiliriz.
İnzâli, Medine'den Mekke'ye nakledilen âyetlere misal: Bakara sûresinin ***** «Sana haram ayından, onda savaştan soruyorlar.» (217.) âyeti ile ***** «Faiz yiyenler ancak şeytanın dokunup çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar...» (275.) âyeti, Tevbe sûresinin ilk âyetleri ile ***** «Allah ve Resulünden bir uyandır...» Nisâ sûresinin ***** «Melekler, kendilerine yazık eden kimselere...» (97.) âyetidir.
İnzali Habeşistan'a nakledilen âyetler; ***** «De ki: 'Ey kitap ehli, sizinle bizim aramızda müsavi olan bir söze gelin...» (Âli imrân 64.) âyetinden itibaren inen âyetlerdir. Bunların inzalini, Rûma hamletmek daha doğrudur. Meryem sûresinin nüzûlünü de Habeşistan'a nakletmek gerekir, çünkü Ahmed b. Hanbel «M ü s n e d» inde rivayet ettiği gibi, Cafer b. Ebi Tâlib bu sûreyi Necâşi'ye okumuştu.
Cuhfe'de, Taif de, Beytu'l-Makdis'de ve Hudeybiye'de indirilen âyetler ise, bundan sonraki bölümde ele alınacaktır. Aynca; Mina'da, Arafat'ta, Asfânda, Tebûk'de, Bedirde, Uhud'da, Hirâ'da ve Hamrâu'l-Esed'de inen âyetler de bunlara ilâve edilecektir.